Ey Muhammed! Kavmin helak oldu; Allah'a dua et de onlardan kaldırsın

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4824, Kitap 65, Hadis 346
Türkçe meal

Abdullah (b. Mes'ûd) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Allah Muhammed'i (sallallahu aleyhi ve sellem) gönderdi ve “De ki: Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğinden bir şey uyduranlardan değilim” (Sâd 38/86) buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Kureyş'in kendisine isyan ettiğini görünce: “Allah'ım! Yûsuf'un yedi yılı gibi yedi yılla onlara karşı bana yardım et” dedi. Onları kıtlık yakaladı ve her şeyi silip süpürdü; öyle ki kemikleri ve derileri yediler —(ravilerden) biri: “Öyle ki derileri ve leşleri yediler” dedi—. Yerden duman gibi bir şey çıkmaya başladı. Ebû Süfyân ona gelip: “Ey Muhammed! Kavmin helak oldu; Allah'a dua et de onlardan (bu sıkıntıyı) kaldırsın” dedi. (Peygamber) dua etti, sonra: “Bundan sonra (eski hâlinize) döneceksiniz” buyurdu. Mansûr'un rivayetinde: Sonra (Abdullah) “Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle” (Duhân 44/10) âyetini “...döneceksiniz” (Duhân 44/15) sözüne kadar okudu. (Ve dedi ki:) Âhiret azabı kaldırılır mı? Duhân, batşe ve lizâm geçmiştir. (Ravilerden) biri “kamer”, diğeri “Rûm” dedi.

Sahîh-i Buhârî 4824, Kitap 65, Hadis 346

Arapça metin
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، وَمَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم وَقَالَ {قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ} فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا رَأَى قُرَيْشًا اسْتَعْصَوْا عَلَيْهِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَيْهِمْ بِسَبْعٍ كَسَبْعِ يُوسُفَ " . فَأَخَذَتْهُمُ السَّنَةُ حَتَّى حَصَّتْ كُلَّ شَىْءٍ حَتَّى أَكَلُوا الْعِظَامَ وَالْجُلُودَ ـ فَقَالَ أَحَدُهُمْ حَتَّى أَكَلُوا الْجُلُودَ وَالْمَيْتَةَ ـ وَجَعَلَ يَخْرُجُ مِنَ الأَرْضِ كَهَيْئَةِ الدُّخَانِ فَأَتَاهُ أَبُو سُفْيَانَ فَقَالَ أَىْ مُحَمَّدُ إِنَّ قَوْمَكَ قَدْ هَلَكُوا فَادْعُ اللَّهَ أَنْ يَكْشِفَ عَنْهُمْ فَدَعَا ثُمَّ قَالَ " تَعُودُوا بَعْدَ هَذَا ". فِي حَدِيثِ مَنْصُورٍ ثُمَّ قَرَأَ {فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ} إِلَى {عَائِدُونَ} أَيُكْشَفُ عَذَابُ الآخِرَةِ فَقَدْ مَضَى الدُّخَانُ وَالْبَطْشَةُ وَاللِّزَامُ وَقَالَ أَحَدُهُمُ الْقَمَرُ وَقَالَ الآخَرُ الرُّومُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4824 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü