Habîb b. Ebû Sâbit şöyle rivayet etti:
Ebû Vâil'e (bir şey) sormak için gittim. Şöyle dedi: Sıffîn'de idik. Bir adam: “Allah'ın Kitabı'na çağrılanları görmedin mi?” dedi. Ali: “Evet” dedi. Bunun üzerine Sehl b. Huneyf şöyle dedi: “(Görüşünüz konusunda) kendinizi suçlayın! Hudeybiye günü -Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile müşrikler arasındaki barışı kastediyor- kendimizi gördüm; savaş(ı uygun) görseydik savaşırdık. Ömer gelip: ‘Biz hak üzere, onlar bâtıl üzere değil miyiz? Bizim ölülerimiz cennette, onların ölüleri cehennemde değil mi?’ dedi. (Peygamber): ‘Evet’ buyurdu. Ömer: ‘Öyleyse dinimiz hususunda niçin alçaklığa razı oluyoruz ve Allah aramızda hükmünü vermeden geri dönüyoruz?’ dedi. (Peygamber): ‘Ey Hattâb'ın oğlu! Ben Allah'ın Resûlüyüm; Allah beni asla zayi etmez’ buyurdu. Ömer öfkeyle döndü; sabredemedi ve Ebû Bekir'e gelip: ‘Ey Ebû Bekir! Biz hak üzere, onlar bâtıl üzere değil miyiz?’ dedi. Ebû Bekir: ‘Ey Hattâb'ın oğlu! O, Allah'ın Resûlüdür (sallallahu aleyhi ve sellem); Allah onu asla zayi etmez’ dedi. Bunun üzerine Fetih sûresi indi.”
Sahîh-i Buhârî 4844, Kitap 65, Hadis 365