Peygamber bayram namazından sonra kadınların yanına gelip biat âyetini okudu ve "Siz buna bağlı mısınız?" buyurdu

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4895, Kitap 65, Hadis 415
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ramazan bayramı günü Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), Ebû Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte namazda bulundum. Hepsi namazı hutbeden önce kılıyor, sonra hutbe okuyordu. Allah'ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) (minberden) indi; erkekleri eliyle oturttuğu sırada sanki şimdi ona bakıyorum. Sonra onları yararak ilerledi, nihayet Bilâl ile birlikte kadınların yanına geldi ve: “Ey Peygamber! Mümin kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında uydurdukları bir iftirayı getirmemek üzere sana biat etmeye geldiklerinde” (Mümtehine 60/12) âyetini okudu ve âyetin tamamını bitirdi. Bitirince: “Siz buna (bağlı) mısınız?” buyurdu. İçlerinden bir kadın —ondan başkası cevap vermedi—: “Evet, ey Allah'ın Resûlü” dedi; Hasan (b. Müslim) onun kim olduğunu bilmiyor. Peygamber: “O halde sadaka verin” buyurdu. Bilâl elbisesini yaydı; kadınlar da büyük yüzükleri ve küçük yüzükleri Bilâl'in elbisesine atmaya başladılar.

Sahîh-i Buhârî 4895, Kitap 65, Hadis 415

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ وَأَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، أَنَّ الْحَسَنَ بْنَ مُسْلِمٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ شَهِدْتُ الصَّلاَةَ يَوْمَ الْفِطْرِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَعُثْمَانَ فَكُلُّهُمْ يُصَلِّيهَا قَبْلَ الْخُطْبَةِ ثُمَّ يَخْطُبُ بَعْدُ، فَنَزَلَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ حِينَ يُجَلِّسُ الرِّجَالَ بِيَدِهِ، ثُمَّ أَقْبَلَ يَشُقُّهُمْ حَتَّى أَتَى النِّسَاءَ مَعَ بِلاَلٍ فَقَالَ {يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا جَاءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَى أَنْ لاَ يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ يَسْرِقْنَ وَلاَ يَزْنِينَ وَلاَ يَقْتُلْنَ أَوْلاَدَهُنَّ وَلاَ يَأْتِينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرِينَهُ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ} حَتَّى فَرَغَ مِنَ الآيَةِ كُلِّهَا ثُمَّ قَالَ حِينَ فَرَغَ " أَنْتُنَّ عَلَى ذَلِكَ ". وَقَالَتِ امْرَأَةٌ وَاحِدَةٌ لَمْ يُجِبْهُ غَيْرُهَا نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، لاَ يَدْرِي الْحَسَنُ مَنْ هِيَ. قَالَ " فَتَصَدَّقْنَ " وَبَسَطَ بِلاَلٌ ثَوْبَهُ فَجَعَلْنَ يُلْقِينَ الْفَتَخَ وَالْخَوَاتِيمَ فِي ثَوْبِ بِلاَلٍ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4895 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü