Ömer, İbn Abbâs'a: "Ben de Nasr sûresinden ancak senin söylediğini biliyorum" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 4970, Kitap 65, Hadis 492
Türkçe meal

Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ömer beni Bedir (savaşına katılmış) yaşlılarla birlikte (meclise) alırdı. Sanki bazıları bundan içerledi ve: “Bunu niçin bizimle beraber alıyorsun? Bizim de onun gibi oğullarımız var” dedi. Ömer: “O, bildiğiniz kimselerdendir” dedi. Bir gün (onu) çağırdı ve onlarla birlikte (meclise) aldı. O gün beni ancak onlara (bilgimi) göstermek için çağırdığını düşündüm. (Ömer): “Yüce Allah'ın 'Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde' (Nasr 110/1) sözü hakkında ne dersiniz?” dedi. Bazıları: “Yardım olunduğumuz ve bize fetih nasip edildiği zaman Allah'a hamdetmek ve O'ndan bağışlanma dilemekle emrolunduk” dedi. Bazıları da sustu, bir şey söylemedi. (Ömer) bana: “Ey İbn Abbâs! Sen de böyle mi dersin?” dedi. “Hayır” dedim. “Öyleyse ne dersin?” dedi. Dedim ki: “O, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ecelidir; (Allah) onu ona bildirdi. 'Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde' buyurdu; bu, senin ecelinin alametidir. 'Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir' (Nasr 110/3).” Ömer: “Ben de ondan ancak senin söylediğini biliyorum” dedi.

Sahîh-i Buhârî 4970, Kitap 65, Hadis 492

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ عُمَرُ يُدْخِلُنِي مَعَ أَشْيَاخِ بَدْرٍ، فَكَأَنَّ بَعْضَهُمْ وَجَدَ فِي نَفْسِهِ فَقَالَ لِمَ تُدْخِلُ هَذَا مَعَنَا وَلَنَا أَبْنَاءٌ مِثْلُهُ فَقَالَ عُمَرُ إِنَّهُ مِنْ حَيْثُ عَلِمْتُمْ. فَدَعَا ذَاتَ يَوْمٍ ـ فَأَدْخَلَهُ مَعَهُمْ ـ فَمَا رُئِيتُ أَنَّهُ دَعَانِي يَوْمَئِذٍ إِلاَّ لِيُرِيَهُمْ. قَالَ مَا تَقُولُونَ فِي قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى {إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ} فَقَالَ بَعْضُهُمْ أُمِرْنَا نَحْمَدُ اللَّهَ وَنَسْتَغْفِرُهُ، إِذَا نُصِرْنَا وَفُتِحَ عَلَيْنَا. وَسَكَتَ بَعْضُهُمْ فَلَمْ يَقُلْ شَيْئًا فَقَالَ لِي أَكَذَاكَ تَقُولُ يَا ابْنَ عَبَّاسٍ فَقُلْتُ لاَ. قَالَ فَمَا تَقُولُ قُلْتُ هُوَ أَجَلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْلَمَهُ لَهُ، قَالَ {إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ} وَذَلِكَ عَلاَمَةُ أَجَلِكَ {فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا}. فَقَالَ عُمَرُ مَا أَعْلَمُ مِنْهَا إِلاَّ مَا تَقُولُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 4970 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü