Zübeyr: "Vallahi senin hurma çekirdeği taşıman bana, onunla birlikte binmenden daha ağır geldi" dedi.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5224, Kitap 67, Hadis 157
Türkçe meal

Esmâ bint Ebû Bekir (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Zübeyr benimle evlendiğinde yeryüzünde onun ne bir malı, ne bir kölesi, ne de su taşıyan devesi ile atından başka bir şeyi vardı. Atına yem verir, su çeker, kovasını diker ve hamur yoğururdum. Ekmeği iyi pişiremezdim; Ensâr'dan komşum olan kadınlar ekmeğimi pişirirdi, onlar dürüst kadınlardı. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Zübeyr'e tahsis ettiği araziden hurma çekirdeklerini başımın üzerinde taşırdım; orası bana üçte iki fersah uzaklıktaydı. Bir gün başımda hurma çekirdekleriyle gelirken Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) rastladım; yanında Ensâr'dan bir grup vardı. Beni çağırdı, sonra beni arkasına bindirmek için (devesine) “İh, ih!” dedi. Erkeklerle birlikte yürümekten utandım; Zübeyr'i ve kıskançlığını hatırladım, o insanların en kıskancıydı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) utandığımı anladı ve yoluna devam etti. Zübeyr'e gelip şöyle dedim: “Başımda hurma çekirdekleri varken Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana rastladı; yanında ashabından bir grup vardı. Bineyim diye (devesini) çöktürdü; ondan utandım ve senin kıskançlığını bildiğim için (binmedim).” Zübeyr: “Vallahi senin hurma çekirdeği taşıman bana, onunla birlikte binmenden daha ağır geldi” dedi. (Esmâ) dedi ki: Nihayet bundan sonra Ebû Bekir bana atın bakımını üstlenecek bir hizmetçi gönderdi; sanki beni azat etmişti.

Sahîh-i Buhârî 5224, Kitap 67, Hadis 157

Arapça metin
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَتْ تَزَوَّجَنِي الزُّبَيْرُ، وَمَا لَهُ فِي الأَرْضِ مِنْ مَالٍ، وَلاَ مَمْلُوكٍ، وَلاَ شَىْءٍ غَيْرَ نَاضِحٍ، وَغَيْرَ فَرَسِهِ، فَكُنْتُ أَعْلِفُ فَرَسَهُ، وَأَسْتَقِي الْمَاءَ، وَأَخْرِزُ غَرْبَهُ وَأَعْجِنُ، وَلَمْ أَكُنْ أُحْسِنُ أَخْبِزُ، وَكَانَ يَخْبِزُ جَارَاتٌ لِي مِنَ الأَنْصَارِ وَكُنَّ نِسْوَةَ صِدْقٍ، وَكُنْتُ أَنْقُلُ النَّوَى مِنْ أَرْضِ الزُّبَيْرِ الَّتِي أَقْطَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَأْسِي، وَهْىَ مِنِّي عَلَى ثُلُثَىْ فَرْسَخٍ، فَجِئْتُ يَوْمًا وَالنَّوَى عَلَى رَأْسِي فَلَقِيتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ نَفَرٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَدَعَانِي ثُمَّ قَالَ " إِخْ إِخْ ". لِيَحْمِلَنِي خَلْفَهُ، فَاسْتَحْيَيْتُ أَنْ أَسِيرَ مَعَ الرِّجَالِ، وَذَكَرْتُ الزُّبَيْرَ وَغَيْرَتَهُ، وَكَانَ أَغْيَرَ النَّاسِ، فَعَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِّي قَدِ اسْتَحْيَيْتُ فَمَضَى، فَجِئْتُ الزُّبَيْرَ فَقُلْتُ لَقِيَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَى رَأْسِي النَّوَى، وَمَعَهُ نَفَرٌ مِنْ أَصْحَابِهِ، فَأَنَاخَ لأَرْكَبَ، فَاسْتَحْيَيْتُ مِنْهُ وَعَرَفْتُ غَيْرَتَكَ. فَقَالَ وَاللَّهِ لَحَمْلُكِ النَّوَى كَانَ أَشَدَّ عَلَىَّ مِنْ رُكُوبِكِ مَعَهُ. قَالَتْ حَتَّى أَرْسَلَ إِلَىَّ أَبُو بَكْرٍ بَعْدَ ذَلِكَ بِخَادِمٍ يَكْفِينِي سِيَاسَةَ الْفَرَسِ، فَكَأَنَّمَا أَعْتَقَنِي.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5224 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü