Bu hayvanların, yabani hayvanlar gibi ürküp kaçanları vardır; sizden kaçanına böyle yapın.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 5498, Kitap 72, Hadis 24
Türkçe meal

Râfi' b. Hadîc (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Zülhuleyfe'de Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikteydik. İnsanlar açlığa uğradı. (Ganimet olarak) develer ve koyunlar ele geçirdik. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) insanların en arkasındaydı. (Ötekiler) acele edip tencereleri kurdular. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onların yanına ulaştı ve tencerelerin devrilmesini emretti; devrildi. Sonra (ganimeti) taksim etti ve on koyunu bir deveye denk tuttu. Onlardan bir deve kaçtı. Topluluğun içinde az sayıda at vardı; onu kovaladılar, fakat (deve) onları yordu. Bir adam ona bir ok fırlattı; Allah da onu durdurdu. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu hayvanların, yabani hayvanlar gibi ürküp kaçanları vardır. Sizden kaçanına böyle yapın.” (Abâye) dedi ki: Dedem şöyle dedi: “Biz yarın düşmanla karşılaşmayı umuyoruz -ya da (bundan) korkuyoruz-; yanımızda bıçaklar yok. Kamışla kesebilir miyiz?” Şöyle buyurdu: “Kanı akıtan ve üzerine Allah'ın adı anılanı ye; diş ve tırnak hariç. Size bunun (sebebini) haber vereceğim: Diş kemiktir; tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır.”

Sahîh-i Buhârî 5498, Kitap 72, Hadis 24

Arapça metin
حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ، فَأَصَابَ النَّاسَ جُوعٌ، فَأَصَبْنَا إِبِلاً وَغَنَمًا، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي أُخْرَيَاتِ النَّاسِ، فَعَجِلُوا فَنَصَبُوا الْقُدُورَ، فَدُفِعَ إِلَيْهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِالْقُدُورِ فَأُكْفِئَتْ، ثُمَّ قَسَمَ فَعَدَلَ عَشَرَةً مِنَ الْغَنَمِ بِبَعِيرٍ، فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ، وَكَانَ فِي الْقَوْمِ خَيْلٌ يَسِيرَةٌ فَطَلَبُوهُ فَأَعْيَاهُمْ، فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ اللَّهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ، فَمَا نَدَّ عَلَيْكُمْ فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا ". قَالَ وَقَالَ جَدِّي إِنَّا لَنَرْجُو ـ أَوْ نَخَافُ ـ أَنْ نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا، وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى، أَفَنَذْبَحُ بِالْقَصَبِ فَقَالَ " مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ فَكُلْ، لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ، وَسَأُخْبِرُكُمْ عَنْهُ، أَمَّا السِّنُّ عَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 5498 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü