Âmir'in amelinin boşa gittiğini söyleyen yalan söylemiştir; onun için iki ecir vardır.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6148, Kitap 78, Hadis 174
Türkçe meal

Seleme b. Ekva' (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Hayber'e çıktık ve geceleyin yol aldık. Topluluktan bir adam Âmir b. Ekva'a: “Bize kısa şiirlerinden dinletmez misin?” dedi. Âmir şair bir adamdı. (Bineğinden) inip topluluğa hudâ okumaya (deve sürme türküsü söylemeye) başladı; şöyle diyordu: “Allah'ım! Sen olmasaydın doğru yolu bulamazdık, / sadaka vermez, namaz kılmazdık. / Bağışla -sana feda olalım- işlediğimiz (günahları); / düşmanla karşılaşırsak ayaklarımızı sabit kıl. / Üzerimize sükûnet indir; / biz, bize seslenildiğinde geliriz. / Onlar ise bağırışlarla bize karşı (yardım) istediler.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bu (develeri) süren kim?” buyurdu. “Âmir b. Ekva'” dediler. “Allah ona rahmet etsin” buyurdu. Topluluktan bir adam: “(Şehitlik ona) vâcip oldu ey Allah'ın Peygamberi! Keşke bizi onunla (daha uzun) faydalandırsaydın” dedi. (Seleme) dedi ki: Hayber'e geldik ve onları kuşattık; sonunda bize şiddetli bir açlık isabet etti. Sonra Allah orayı onlara fethetti. Fethedildiği günün akşamı insanlar birçok ateş yaktılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bu ateşler ne? Ne üzerine yakıyorsunuz?” buyurdu. “Et üzerine” dediler. “Hangi et üzerine?” buyurdu. “Ehlî eşek eti üzerine” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onları dökün ve (kapları) kırın” buyurdu. Bir adam: “Ey Allah'ın Resûlü! Yahut onları döküp (kapları) yıkasak?” dedi. “Ya da öyle” buyurdu. Topluluk saf tutunca, Âmir'in kılıcı kısaydı. Onunla vurmak için bir Yahudiye uzandı; kılıcının ucu geri dönüp Âmir'in dizine isabet etti ve bu yüzden öldü. Dönünce Seleme dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni benzim solmuş gördü ve bana: “Neyin var?” buyurdu. “Anam babam sana feda olsun! Âmir'in amelinin boşa gittiğini iddia ettiler” dedim. “Bunu kim söyledi?” buyurdu. “Falan, falan, falan ve Üseyd b. Hudayr el-Ensârî söyledi” dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunu söyleyen yalan söylemiştir. Onun için iki ecir vardır -ve iki parmağını birleştirdi-. O gerçekten çok çalışan bir mücahiddir. Onun gibi orada yetişen Arap azdır.”

Sahîh-i Buhârî 6148, Kitap 78, Hadis 174

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَيْبَرَ فَسِرْنَا لَيْلاً، فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ لِعَامِرِ بْنِ الأَكْوَعِ أَلاَ تُسْمِعُنَا مِنْ هُنَيْهَاتِكَ، قَالَ وَكَانَ عَامِرٌ رَجُلاً شَاعِرًا، فَنَزَلَ يَحْدُو بِالْقَوْمِ يَقُولُ اللَّهُمَّ لَوْلاَ أَنْتَ مَا اهْتَدَيْنَا وَلاَ تَصَدَّقْنَا وَلاَ صَلَّيْنَا فَاغْفِرْ فِدَاءٌ لَكَ مَا اقْتَفَيْنَا وَثَبِّتِ الأَقْدَامَ إِنْ لاَقَيْنَا وَأَلْقِيَنْ سَكِينَةً عَلَيْنَا إِنَّا إِذَا صِيحَ بِنَا أَتَيْنَا وَبِالصِّيَاحِ عَوَّلُوا عَلَيْنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ هَذَا السَّائِقُ ". قَالُوا عَامِرُ بْنُ الأَكْوَعِ. فَقَالَ " يَرْحَمُهُ اللَّهُ ". فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ وَجَبَتْ يَا نَبِيَّ اللَّهِ، لَوْ أَمْتَعْتَنَا بِهِ. قَالَ فَأَتَيْنَا خَيْبَرَ فَحَاصَرْنَاهُمْ حَتَّى أَصَابَتْنَا مَخْمَصَةٌ شَدِيدَةٌ، ثُمَّ إِنَّ اللَّهَ فَتَحَهَا عَلَيْهِمْ، فَلَمَّا أَمْسَى النَّاسُ الْيَوْمَ الَّذِي فُتِحَتْ عَلَيْهِمْ أَوْقَدُوا نِيرَانًا كَثِيرَةً. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا هَذِهِ النِّيرَانُ، عَلَى أَىِّ شَىْءٍ تُوقِدُونَ ". قَالُوا عَلَى لَحْمٍ. قَالَ " عَلَى أَىِّ لَحْمٍ ". قَالُوا عَلَى لَحْمِ حُمُرٍ إِنْسِيَّةٍ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَهْرِقُوهَا وَاكْسِرُوهَا ". فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوْ نُهَرِيقُهَا وَنَغْسِلُهَا قَالَ " أَوْ ذَاكَ ". فَلَمَّا تَصَافَّ الْقَوْمُ كَانَ سَيْفُ عَامِرٍ فِيهِ قِصَرٌ، فَتَنَاوَلَ بِهِ يَهُودِيًّا لِيَضْرِبَهُ، وَيَرْجِعُ ذُبَابُ سَيْفِهِ فَأَصَابَ رُكْبَةَ عَامِرٍ فَمَاتَ مِنْهُ، فَلَمَّا قَفَلُوا قَالَ سَلَمَةُ رَآنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَاحِبًا. فَقَالَ لِي " مَا لَكَ ". فَقُلْتُ فِدًى لَكَ أَبِي وَأُمِّي زَعَمُوا أَنَّ عَامِرًا حَبِطَ عَمَلُهُ. قَالَ " مَنْ قَالَهُ ". قُلْتُ قَالَهُ فُلاَنٌ وَفُلاَنٌ وَفُلاَنٌ وَأُسَيْدُ بْنُ الْحُضَيْرِ الأَنْصَارِيُّ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَذَبَ مَنْ قَالَهُ، إِنَّ لَهُ لأَجْرَيْنِ ـ وَجَمَعَ بَيْنَ إِصْبَعَيْهِ ـ إِنَّهُ لَجَاهِدٌ مُجَاهِدٌ، قَلَّ عَرَبِيٌّ نَشَأَ بِهَا مِثْلَهُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6148 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü