Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Bir adam Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek: “Ey Allah'ın Resûlü! Helak oldum” dedi. “Vah sana!” buyurdu. “Ramazan'da hanımımla birleştim” dedi. “Bir köle azat et” buyurdu. “Bulamıyorum” dedi. “Öyleyse ardı ardına iki ay oruç tut” buyurdu. “Güç yetiremem” dedi. “Öyleyse altmış yoksulu doyur” buyurdu. “Bulamıyorum” dedi. Derken (hurma dolu) bir zembil getirildi. “Bunu al, sadaka olarak ver” buyurdu. Adam: “Ey Allah'ın Resûlü! Ailemden başkasına mı? Canım elinde olana yemin ederim ki Medine'nin iki yakası arasında benden daha muhtaç kimse yoktur” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) azı dişleri görününceye kadar güldü ve: “Al onu” buyurdu.
Yûnus da Zührî'den (rivayetinde) ona mütâbaat etti. Abdurrahmân b. Hâlid ise Zührî'den “yazık sana (veyleke)” lafzıyla rivayet etti.
Sahîh-i Buhârî 6164, Kitap 78, Hadis 190
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ أَبُو الْحَسَنِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَجُلاً، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكْتُ. قَالَ " وَيْحَكَ ". قَالَ وَقَعْتُ عَلَى أَهْلِي فِي رَمَضَانَ. قَالَ " أَعْتِقْ رَقَبَةً ". قَالَ مَا أَجِدُهَا. قَالَ " فَصُمْ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ ". قَالَ لاَ أَسْتَطِيعُ. قَالَ " فَأَطْعِمْ سِتِّينَ مِسْكِينًا ". قَالَ مَا أَجِدُ. فَأُتِيَ بِعَرَقٍ فَقَالَ " خُذْهُ فَتَصَدَّقْ بِهِ ". فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعَلَى غَيْرِ أَهْلِي فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا بَيْنَ طُنُبَىِ الْمَدِينَةِ أَحْوَجُ مِنِّي. فَضَحِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى بَدَتْ أَنْيَابُهُ قَالَ " خُذْهُ " . تَابَعَهُ يُونُسُ عَنِ الزُّهْرِيِّ. وَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَيْلَكَ.