İbn Sayyâd'a: "Defol! Sen haddini asla aşamazsın"; Deccâl tek gözlüdür, Allah ise tek gözlü değildir.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6173-6175, Kitap 78, Hadis 199
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ömer b. el-Hattâb, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte ashabından bir grup içinde İbn Sayyâd'a doğru gitti. Onu Benî Mağâle'nin kalesinde çocuklarla oynarken buldular. İbn Sayyâd o sıralar ergenlik çağına yaklaşmıştı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) eliyle sırtına vuruncaya kadar (onların geldiğini) fark etmedi. Sonra (Resûlullah): “Benim Allah'ın Resûlü olduğuma şahitlik eder misin?” buyurdu. (İbn Sayyâd) ona baktı ve: “Senin ümmîlerin resûlü olduğuna şahitlik ederim” dedi. Sonra İbn Sayyâd: “Sen de benim Allah'ın resûlü olduğuma şahitlik eder misin?” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onu reddetti, sonra: “Allah'a ve resullerine iman ettim” buyurdu. Sonra İbn Sayyâd'a: “Ne görüyorsun?” buyurdu. “Bana doğru söyleyen de yalan söyleyen de geliyor” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Durum sana karıştırılmış” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben senin için (içimde) bir şey sakladım” buyurdu. “O, duh'tur” dedi. “Defol! Sen haddini asla aşamazsın” buyurdu. Ömer: “Ey Allah'ın Resûlü! Bana izin verir misin, boynunu vurayım?” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Eğer o (Deccâl) ise ona musallat edilemezsin; o değilse onu öldürmende senin için bir hayır yoktur” buyurdu.

Sâlim dedi ki: Abdullah b. Ömer'i şöyle derken işittim: Bundan sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile Übey b. Ka'b el-Ensârî, içinde İbn Sayyâd'ın bulunduğu hurmalığa yöneldiler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (hurmalığa) girince, İbn Sayyâd kendisini görmeden önce ondan bir şey işitmek için gizlenerek hurma gövdelerinin arkasına saklanmaya başladı. İbn Sayyâd, içinden bir mırıltı (remreme ya da zemzeme) gelen kadife bir örtü içinde yatağına uzanmıştı. İbn Sayyâd'ın annesi, hurma gövdelerinin arkasına saklanırken Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) gördü ve İbn Sayyâd'a: “Ey Sâf! -bu onun adıdır- İşte Muhammed!” dedi. İbn Sayyâd (mırıltıyı) kesti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Annesi onu kendi hâline bıraksaydı (durumunu) açığa vururdu” buyurdu.

Sâlim dedi ki: Abdullah şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanların arasında ayağa kalktı, Allah'a lâyık olduğu şekilde hamd ü senada bulundu, sonra Deccâl'i anarak şöyle buyurdu: “Ben sizi ondan uyarıyorum. Kavmini onunla uyarmamış hiçbir peygamber yoktur. Nûh da kavmini onunla uyarmıştır. Fakat ben size onun hakkında hiçbir peygamberin kavmine söylemediği bir söz söyleyeceğim: Bilin ki o tek gözlüdür, Allah ise tek gözlü değildir.”

Ebû Abdullah (Buhârî) dedi ki: “Hasa'tü'l-kelbe”, köpeği uzaklaştırdım demektir. “Hâsiîn”, uzaklaştırılmışlar demektir.

Sahîh-i Buhârî 6173-6175, Kitap 78, Hadis 199

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ انْطَلَقَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنْ أَصْحَابِهِ قِبَلَ ابْنِ صَيَّادٍ، حَتَّى وَجَدَهُ يَلْعَبُ مَعَ الْغِلْمَانِ فِي أُطُمِ بَنِي مَغَالَةَ، وَقَدْ قَارَبَ ابْنُ صَيَّادٍ يَوْمَئِذٍ الْحُلُمَ، فَلَمْ يَشْعُرْ حَتَّى ضَرَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ظَهْرَهُ بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ " أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ ". فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ الأُمِّيِّينَ. ثُمَّ قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ فَرَضَّهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " آمَنْتُ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ ". ثُمَّ قَالَ لاِبْنِ صَيَّادٍ " مَاذَا تَرَى ". قَالَ يَأْتِينِي صَادِقٌ وَكَاذِبٌ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خُلِّطَ عَلَيْكَ الأَمْرُ ". قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا ". قَالَ هُوَ الدُّخُّ. قَالَ " اخْسَأْ، فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ ". قَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَأْذَنُ لِي فِيهِ أَضْرِبْ عُنُقَهُ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنْ يَكُنْ هُوَ لاَ تُسَلَّطُ عَلَيْهِ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْ هُوَ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ ". قَالَ سَالِمٌ فَسَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ انْطَلَقَ بَعْدَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ الأَنْصَارِيُّ يَؤُمَّانِ النَّخْلَ الَّتِي فِيهَا ابْنُ صَيَّادٍ، حَتَّى إِذَا دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طَفِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَّقِي بِجُذُوعِ النَّخْلِ، وَهْوَ يَخْتِلُ أَنْ يَسْمَعَ مِنِ ابْنِ صَيَّادٍ شَيْئًا قَبْلَ أَنْ يَرَاهُ، وَابْنُ صَيَّادٍ مُضْطَجِعٌ عَلَى فِرَاشِهِ فِي قَطِيفَةٍ لَهُ فِيهَا رَمْرَمَةٌ أَوْ زَمْزَمَةٌ، فَرَأَتْ أُمُّ ابْنِ صَيَّادٍ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ يَتَّقِي بِجُذُوعِ النَّخْلِ، فَقَالَتْ لاِبْنِ صَيَّادٍ أَىْ صَافِ ـ وَهْوَ اسْمُهُ ـ هَذَا مُحَمَّدٌ. فَتَنَاهَى ابْنُ صَيَّادٍ. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ تَرَكَتْهُ بَيَّنَ ". قَالَ سَالِمٌ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّاسِ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ، ثُمَّ ذَكَرَ الدَّجَّالَ فَقَالَ " إِنِّي أُنْذِرُكُمُوهُ، وَمَا مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ وَقَدْ أَنْذَرَ قَوْمَهُ، لَقَدْ أَنْذَرَهُ نُوحٌ قَوْمَهُ، وَلَكِنِّي سَأَقُولُ لَكُمْ فِيهِ قَوْلاً لَمْ يَقُلْهُ نَبِيٌّ لِقَوْمِهِ، تَعْلَمُونَ أَنَّهُ أَعْوَرُ، وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِأَعْوَرَ ".

قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ خَسَأْتُ الْكَلْبَ بَعَّدْتُهُ خَاسِئِينَ مُبْعَدِينَ

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6173-6175 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü