Müslüman, müşrik ve Yahudilerden karışık bir meclise uğrayan Peygamber onlara selâm verdi ve onları Allah'a davet etti.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6254, Kitap 79, Hadis 28
Türkçe meal

Üsâme b. Zeyd (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), üzerinde semer, semerin altında da Fedek işi kadife bir örtü bulunan bir merkebe bindi ve Üsâme b. Zeyd'i terkisine aldı. Benî Hâris b. Hazrec (yurdun)da Sa'd b. Ubâde'yi hasta ziyaretine gidiyordu; bu, Bedir vakasından önceydi. Nihayet içinde müslümanlardan, putperest müşriklerden ve Yahudilerden karışık (insanların) bulunduğu bir meclisin yanından geçti. Aralarında Abdullah b. Übey b. Selûl vardı; mecliste Abdullah b. Revâha da bulunuyordu. Hayvanın kaldırdığı toz meclisi kaplayınca Abdullah b. Übey ridâsıyla burnunu kapattı, sonra: “Üzerimize toz kaldırmayın” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara selâm verdi, sonra durup (hayvandan) indi; onları Allah'a davet etti ve onlara Kur'an okudu. Abdullah b. Übey b. Selûl: “Ey adam! Söylediğin şey eğer doğruysa bundan daha güzeli yoktur. (Ama) meclislerimizde bizi rahatsız etme; yurduna dön, bizden sana geleni olursa ona anlat” dedi. İbn Revâha ise: “Meclislerimizde bize gel; çünkü biz bunu seviyoruz” dedi. Bunun üzerine müslümanlar, müşrikler ve Yahudiler birbirlerine sövüştüler; neredeyse birbirlerinin üzerine saldıracaklardı. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) onları yatıştırmaya devam etti. Sonra hayvanına binip Sa'd b. Ubâde'nin yanına girdi ve: “Ey Sa'd! Ebû Hubâb'ın ne dediğini işitmedin mi?” buyurdu -Abdullah b. Übey'i kastediyordu- “Şöyle şöyle dedi.” (Sa'd): “Ey Allah'ın Resûlü! Onu affet ve hoş gör. Vallahi Allah sana vereceğini verdi. Bu beldenin halkı ona taç giydirip başına (hükümdarlık) sarığını sarmak üzere anlaşmışlardı. Allah, sana verdiği hak ile bunu geri çevirince o buna içerledi (boğazında kaldı). Sana gördüğün şeyi yaptıran budur” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de onu affetti.

Sahîh-i Buhârî 6254, Kitap 79, Hadis 28

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ حِمَارًا عَلَيْهِ إِكَافٌ، تَحْتَهُ قَطِيفَةٌ فَدَكِيَّةٌ، وَأَرْدَفَ وَرَاءَهُ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ وَهْوَ يَعُودُ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ فِي بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ، وَذَلِكَ قَبْلَ وَقْعَةِ بَدْرٍ حَتَّى مَرَّ فِي مَجْلِسٍ فِيهِ أَخْلاَطٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُشْرِكِينَ عَبَدَةِ الأَوْثَانِ وَالْيَهُودِ، وَفِيهِمْ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ، وَفِي الْمَجْلِسِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ، فَلَمَّا غَشِيَتِ الْمَجْلِسَ عَجَاجَةُ الدَّابَّةِ خَمَّرَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ أَنْفَهُ بِرِدَائِهِ ثُمَّ قَالَ لاَ تُغَبِّرُوا عَلَيْنَا. فَسَلَّمَ عَلَيْهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ وَقَفَ فَنَزَلَ، فَدَعَاهُمْ إِلَى اللَّهِ وَقَرَأَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنَ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ أَيُّهَا الْمَرْءُ لاَ أَحْسَنَ مِنْ هَذَا، إِنْ كَانَ مَا تَقُولُ حَقًّا، فَلاَ تُؤْذِنَا فِي مَجَالِسِنَا، وَارْجِعْ إِلَى رَحْلِكَ، فَمَنْ جَاءَكَ مِنَّا فَاقْصُصْ عَلَيْهِ. قَالَ ابْنُ رَوَاحَةَ اغْشَنَا فِي مَجَالِسِنَا، فَإِنَّا نُحِبُّ ذَلِكَ. فَاسْتَبَّ الْمُسْلِمُونَ وَالْمُشْرِكُونَ وَالْيَهُودُ حَتَّى هَمُّوا أَنْ يَتَوَاثَبُوا، فَلَمْ يَزَلِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُخَفِّضُهُمْ، ثُمَّ رَكِبَ دَابَّتَهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ فَقَالَ " أَىْ سَعْدُ أَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالَ أَبُو حُبَابٍ ". يُرِيدُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أُبَىٍّ قَالَ كَذَا وَكَذَا قَالَ اعْفُ عَنْهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاصْفَحْ فَوَاللَّهِ لَقَدْ أَعْطَاكَ اللَّهُ الَّذِي أَعْطَاكَ، وَلَقَدِ اصْطَلَحَ أَهْلُ هَذِهِ الْبَحْرَةِ عَلَى أَنْ يُتَوِّجُوهُ فَيُعَصِّبُونَهُ بِالْعِصَابَةِ، فَلَمَّا رَدَّ اللَّهُ ذَلِكَ بِالْحَقِّ الَّذِي أَعْطَاكَ شَرِقَ بِذَلِكَ، فَذَلِكَ فَعَلَ بِهِ مَا رَأَيْتَ، فَعَفَا عَنْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6254 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü