Belki de Allah Bedir ehline muttali olup "Dilediğinizi yapın, size cennet vacip olmuştur" demiştir.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6259, Kitap 79, Hadis 33
Türkçe meal

Ali (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni, Zübeyr b. Avvâm'ı ve Ebû Mersed el-Ganevî'yi -hepimiz atlıydık- gönderdi ve şöyle buyurdu: “Gidin, Ravdatü Hâh'a varın. Orada müşriklerden bir kadın var; yanında Hâtıb b. Ebû Belta'a'dan müşriklere (yazılmış) bir mektup bulunuyor.” (Ali) dedi ki: Onu, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) bize söylediği yerde kendi devesi üzerinde giderken yakaladık. “Yanındaki mektup nerede?” dedik. “Yanımda mektup yok” dedi. Devesini çöktürdük, yükünü aradık ama bir şey bulamadık. İki arkadaşım: “Bir mektup göremiyoruz” dediler. Ben de şöyle dedim: “Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yalan söylemediğini biliyorum. Kendisiyle yemin edilen (Allah) adına (yemin olsun ki) ya mektubu çıkarırsın ya da seni soyarım.” (Ali) dedi ki: Benim ciddi olduğumu görünce elini, bir örtüyle sarınmış olduğu belinin bağına uzattı ve mektubu çıkardı. Onu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) götürdük. (Peygamber): “Ey Hâtıb! Seni yaptığın şeye ne sevk etti?” buyurdu. (Hâtıb) şöyle dedi: “Bende Allah'a ve Resûlüne iman eden biri olmaktan başka bir hâl yok; (dinimi) değiştirmedim, başkalaştırmadım. (Mekke'deki) o topluluk nezdinde, Allah'ın onun sayesinde ailemi ve malımı koruyacağı bir iyiliğim olsun istedim. Senin ashâbından orada, Allah'ın onun sayesinde ailesini ve malını koruduğu birisi olmayan yoktur.” (Peygamber): “Doğru söyledi; ona hayırdan başka bir şey söylemeyin” buyurdu. (Ali) dedi ki: Ömer b. Hattâb: “O, Allah'a, Resûlüne ve müminlere ihanet etti; bırak da boynunu vurayım” dedi. (Peygamber): “Ey Ömer! Ne biliyorsun, belki de Allah Bedir ehline muttali olup ‘Dilediğinizi yapın, size cennet vacip olmuştur’ demiştir” buyurdu. (Ali) dedi ki: Ömer'in gözleri yaşardı ve: “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dedi.

Sahîh-i Buhârî 6259, Kitap 79, Hadis 33

Arapça metin
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ بُهْلُولٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، قَالَ حَدَّثَنِي حُصَيْنُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالزُّبَيْرَ بْنَ الْعَوَّامِ وَأَبَا مَرْثَدٍ الْغَنَوِيَّ وَكُلُّنَا فَارِسٌ فَقَالَ " انْطَلِقُوا حَتَّى تَأْتُوا رَوْضَةَ خَاخٍ، فَإِنَّ بِهَا امْرَأَةً مِنَ الْمُشْرِكِينَ مَعَهَا صَحِيفَةٌ مِنْ حَاطِبِ بْنِ أَبِي بَلْتَعَةَ إِلَى الْمُشْرِكِينَ ". قَالَ فَأَدْرَكْنَاهَا تَسِيرُ عَلَى جَمَلٍ لَهَا حَيْثُ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ قُلْنَا أَيْنَ الْكِتَابُ الَّذِي مَعَكِ قَالَتْ مَا مَعِي كِتَابٌ. فَأَنَخْنَا بِهَا، فَابْتَغَيْنَا فِي رَحْلِهَا فَمَا وَجَدْنَا شَيْئًا، قَالَ صَاحِبَاىَ مَا نَرَى كِتَابًا. قَالَ قُلْتُ لَقَدْ عَلِمْتُ مَا كَذَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالَّذِي يُحْلَفُ بِهِ لَتُخْرِجِنَّ الْكِتَابَ أَوْ لأُجَرِّدَنَّكِ. قَالَ فَلَمَّا رَأَتِ الْجِدَّ مِنِّي أَهْوَتْ بِيَدِهَا إِلَى حُجْزَتِهَا وَهْىَ مُحْتَجِزَةٌ بِكِسَاءٍ فَأَخْرَجَتِ الْكِتَابَ ـ قَالَ ـ فَانْطَلَقْنَا بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا حَمَلَكَ يَا حَاطِبُ عَلَى مَا صَنَعْتَ ". قَالَ مَا بِي إِلاَّ أَنْ أَكُونَ مُؤْمِنًا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَا غَيَّرْتُ وَلاَ بَدَّلْتُ، أَرَدْتُ أَنْ تَكُونَ لِي عِنْدَ الْقَوْمِ يَدٌ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهَا عَنْ أَهْلِي وَمَالِي، وَلَيْسَ مِنْ أَصْحَابِكَ هُنَاكَ إِلاَّ وَلَهُ مَنْ يَدْفَعُ اللَّهُ بِهِ عَنْ أَهْلِهِ وَمَالِهِ. قَالَ " صَدَقَ فَلاَ تَقُولُوا لَهُ إِلاَّ خَيْرًا ". قَالَ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ إِنَّهُ قَدْ خَانَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ، فَدَعْنِي فَأَضْرِبَ عُنُقَهُ. قَالَ فَقَالَ " يَا عُمَرُ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ اللَّهَ قَدِ اطَّلَعَ عَلَى أَهْلِ بَدْرٍ فَقَالَ اعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ فَقَدْ وَجَبَتْ لَكُمُ الْجَنَّةُ " . قَالَ فَدَمَعَتْ عَيْنَا عُمَرَ وَقَالَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6259 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü