Sizin için en çok korktuğum şey, Allah'ın size yeryüzünün bereketlerinden çıkaracağı şeylerdir.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6427, Kitap 81, Hadis 16
Türkçe meal

Ebû Saîd (el-Hudrî) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizin için en çok korktuğum şey, Allah'ın size yeryüzünün bereketlerinden çıkaracağı şeylerdir.” “Yeryüzünün bereketleri nedir?” denildi. “Dünyanın süsüdür” buyurdu. Bir adam ona: “Hayır şer getirir mi?” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sustu; öyle ki ona (vahiy) indirildiğini sandık. Sonra alnını silmeye başladı ve “Soran nerede?” buyurdu. (Adam) “Benim” dedi. Ebû Saîd dedi ki: O (cevap) ortaya çıkınca onu övdük. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Hayır ancak hayır getirir. Şüphesiz bu mal yeşil ve tatlıdır. Baharın bitirdiği her şey (hayvanı) şişkinlikten öldürür ya da ölüme yaklaştırır; yeşillik yiyen hayvan müstesna. O yer; böğürleri gerilince güneşe karşı döner, geviş getirir, tezeğini ve idrarını çıkarır, sonra dönüp yine yer. Şüphesiz bu mal tatlıdır. Kim onu hakkıyla alır ve hakkı olan yere koyarsa, o ne güzel yardımcıdır. Kim de onu hakkı olmadan alırsa, yiyip de doymayan kimse gibi olur.”

Sahîh-i Buhârî 6427, Kitap 81, Hadis 16

Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَكْثَرَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمْ مَا يُخْرِجُ اللَّهُ لَكُمْ مِنْ بَرَكَاتِ الأَرْضِ ". قِيلَ وَمَا بَرَكَاتُ الأَرْضِ قَالَ " زَهْرَةُ الدُّنْيَا ". فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ هَلْ يَأْتِي الْخَيْرُ بِالشَّرِّ فَصَمَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ يُنْزَلُ عَلَيْهِ، ثُمَّ جَعَلَ يَمْسَحُ عَنْ جَبِينِهِ فَقَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ ". قَالَ أَنَا. قَالَ أَبُو سَعِيدٍ لَقَدْ حَمِدْنَاهُ حِينَ طَلَعَ ذَلِكَ. قَالَ " لاَ يَأْتِي الْخَيْرُ إِلاَّ بِالْخَيْرِ، إِنَّ هَذَا الْمَالَ خَضِرَةٌ حُلْوَةٌ، وَإِنَّ كُلَّ مَا أَنْبَتَ الرَّبِيعُ يَقْتُلُ حَبَطًا أَوْ يُلِمُّ، إِلاَّ آكِلَةَ الْخَضِرَةِ، أَكَلَتْ حَتَّى إِذَا امْتَدَّتْ خَاصِرَتَاهَا اسْتَقْبَلَتِ الشَّمْسَ، فَاجْتَرَّتْ وَثَلَطَتْ وَبَالَتْ، ثُمَّ عَادَتْ فَأَكَلَتْ، وَإِنَّ هَذَا الْمَالَ حُلْوَةٌ، مَنْ أَخَذَهُ بِحَقِّهِ وَوَضَعَهُ فِي حَقِّهِ، فَنِعْمَ الْمَعُونَةُ هُوَ، وَمَنْ أَخَذَهُ بِغَيْرِ حَقِّهِ، كَانَ الَّذِي يَأْكُلُ وَلاَ يَشْبَعُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6427 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü