Malı çok olanlar kıyamet günü sevabı az olanlardır; ancak malını sağına, soluna, önüne ve arkasına saçan müstesna.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6443, Kitap 81, Hadis 32
Türkçe meal

Ebû Zer (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Gecelerden bir gece dışarı çıktım. Bir de baktım ki Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yalnız başına yürüyor, yanında hiç kimse yok. Yanında birinin yürümesinden hoşlanmadığını sandım. Ayın gölgesinde yürümeye başladım. Dönüp beni gördü ve “Kim o?” dedi. “Ebû Zer, Allah beni sana feda etsin” dedim. “Ey Ebû Zer, gel” buyurdu. Bir süre onunla birlikte yürüdüm. Şöyle buyurdu: “Şüphesiz (malı) çok olanlar, kıyamet günü (sevabı) az olanlardır. Ancak Allah'ın kendisine hayır (mal) verdiği, onu sağına, soluna, önüne ve arkasına saçan ve onunla hayır işleyen kimse müstesna.” Bir süre daha onunla yürüdüm. Bana: “Şuraya otur” dedi. Beni etrafı taşlarla çevrili düz bir yere oturttu ve bana: “Ben sana dönünceye kadar burada otur” dedi. Harre'ye doğru gitti; öyle ki onu göremez oldum. Benden uzakta kaldı ve kalışı uzadı. Sonra onu dönüp gelirken şöyle derken işittim: “Hırsızlık etse de, zina etse de.” Gelince dayanamadım ve: “Ey Allah'ın Peygamberi! Allah beni sana feda etsin! Harre'nin kenarında kiminle konuşuyordun? Sana bir şey cevap veren hiç kimseyi işitmedim” dedim. Şöyle buyurdu: “O, Cebrâil'di (aleyhisselâm). Harre'nin kenarında bana göründü ve: ‘Ümmetini müjdele; kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse cennete girer’ dedi. ‘Ey Cebrâil! Hırsızlık etse de, zina etse de mi?’ dedim. ‘Evet’ dedi. ‘Hırsızlık etse de, zina etse de mi?’ dedim. ‘Evet, içki içse de’ dedi.”

Nadr dedi ki: Şu'be bize haber verdi; Habîb b. Ebû Sâbit, A'meş ve Abdülazîz b. Rufey' de (Zeyd b. Vehb'in bize rivayet ettiğini söyleyerek) bunu rivayet ettiler.

Ebû Abdullah (Buhârî) dedi ki: Ebû Sâlih'in Ebü'd-Derdâ'dan rivayet ettiği hadis mürseldir, sahih değildir; biz onu yalnızca bilinsin diye zikrettik. Sahih olan Ebû Zer'in hadisidir. Ebû Abdullah'a: “Atâ b. Yesâr'ın Ebü'd-Derdâ'dan rivayet ettiği hadis (nasıldır)?” denildi. “O da mürseldir, sahih değildir; sahih olan Ebû Zer'in hadisidir” dedi. (Yine) şöyle dedi: “Ebü'd-Derdâ'nın bu hadisinin üzerini çizin.” (Hadisteki ölüm sözü:) Öldüğünde Lâ ilâhe illallah demişse, yani ölüm anında (demektir).

Sahîh-i Buhârî 6443, Kitap 81, Hadis 32

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ خَرَجْتُ لَيْلَةً مِنَ اللَّيَالِي فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْشِي وَحْدَهُ، وَلَيْسَ مَعَهُ إِنْسَانٌ ـ قَالَ ـ فَظَنَنْتُ أَنَّهُ يَكْرَهُ أَنْ يَمْشِيَ مَعَهُ أَحَدٌ ـ قَالَ ـ فَجَعَلْتُ أَمْشِي فِي ظِلِّ الْقَمَرِ فَالْتَفَتَ فَرَآنِي فَقَالَ " مَنْ هَذَا ". قُلْتُ أَبُو ذَرٍّ جَعَلَنِي اللَّهُ فِدَاءَكَ. قَالَ " يَا أَبَا ذَرٍّ تَعَالَهْ ". قَالَ فَمَشَيْتُ مَعَهُ سَاعَةً فَقَالَ " إِنَّ الْمُكْثِرِينَ هُمُ الْمُقِلُّونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، إِلاَّ مَنْ أَعْطَاهُ اللَّهُ خَيْرًا، فَنَفَحَ فِيهِ يَمِينَهُ وَشِمَالَهُ وَبَيْنَ يَدَيْهِ وَوَرَاءَهُ، وَعَمِلَ فِيهِ خَيْرًا ". قَالَ فَمَشَيْتُ مَعَهُ سَاعَةً فَقَالَ لِي " اجْلِسْ هَا هُنَا ". قَالَ فَأَجْلَسَنِي فِي قَاعٍ حَوْلَهُ حِجَارَةٌ فَقَالَ لِي " اجْلِسْ هَا هُنَا حَتَّى أَرْجِعَ إِلَيْكَ ". قَالَ فَانْطَلَقَ فِي الْحَرَّةِ حَتَّى لاَ أَرَاهُ فَلَبِثَ عَنِّي فَأَطَالَ اللُّبْثَ، ثُمَّ إِنِّي سَمِعْتُهُ وَهْوَ مُقْبِلٌ وَهْوَ يَقُولُ " وَإِنْ سَرَقَ وَإِنْ زَنَى ". قَالَ فَلَمَّا جَاءَ لَمْ أَصْبِرْ حَتَّى قُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ جَعَلَنِي اللَّهُ فِدَاءَكَ مَنْ تُكَلِّمُ فِي جَانِبِ الْحَرَّةِ مَا سَمِعْتُ أَحَدًا يَرْجِعُ إِلَيْكَ شَيْئًا. قَالَ " ذَلِكَ جِبْرِيلُ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ عَرَضَ لِي فِي جَانِبِ الْحَرَّةِ، قَالَ بَشِّرْ أُمَّتَكَ أَنَّهُ مَنْ مَاتَ لاَ يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ، قُلْتُ يَا جِبْرِيلُ وَإِنْ سَرَقَ وَإِنْ زَنَى قَالَ نَعَمْ. قَالَ قُلْتُ وَإِنْ سَرَقَ وَإِنْ زَنَى قَالَ نَعَمْ، وَإِنْ شَرِبَ الْخَمْرَ. قَالَ النَّضْرُ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، وَحَدَّثَنَا حَبِيبُ بْنُ أَبِي ثَابِتٍ، وَالأَعْمَشُ، وَعَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ رُفَيْعٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَهْبٍ، بِهَذَا. قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثُ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، مُرْسَلٌ، لاَ يَصِحُّ، إِنَّمَا أَرَدْنَا لِلْمَعْرِفَةِ، وَالصَّحِيحُ حَدِيثُ أَبِي ذَرٍّ. قِيلَ لأَبِي عَبْدِ اللَّهِ حَدِيثُ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ قَالَ مُرْسَلٌ أَيْضًا لاَ يَصِحُّ، وَالصَّحِيحُ حَدِيثُ أَبِي ذَرٍّ. وَقَالَ اضْرِبُوا عَلَى حَدِيثِ أَبِي الدَّرْدَاءِ هَذَا. إِذَا مَاتَ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. عِنْدَ الْمَوْتِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6443 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü