Şu Uhud kadar altınım olup da yanımda ondan bir dinar varken üçüncü günün geçmesi beni sevindirmez.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6444, Kitap 81, Hadis 33
Türkçe meal

Ebû Zer (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Medine'nin Harre'sinde Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte yürüyordum. Karşımıza Uhud çıktı. “Ey Ebû Zer!” dedi. “Lebbeyk, ey Allah'ın Resûlü!” dedim. Şöyle buyurdu: “Şu Uhud kadar altınım olup da yanımda ondan bir dinar varken üzerimden üçüncü (gün) geçmesi beni sevindirmez; borç için ayırdığım bir şey müstesna. Ancak onu Allah'ın kulları arasında şöyle, şöyle ve şöyle dağıtmam müstesna.” -Sağına, soluna ve arkasına (işaret etti).- Sonra yürüdü ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz (malı) çok olanlar kıyamet günü (sevabı) az olanlardır; ancak (malını) şöyle, şöyle ve şöyle -sağına, soluna ve arkasına- dağıtanlar müstesna. Onlar da ne kadar azdır!” Sonra bana: “Yerinde kal, ben sana gelinceye kadar ayrılma” dedi. Sonra gecenin karanlığında gitti, nihayet gözden kayboldu. Yükselen bir ses işittim; Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) bir şey arız olmasından korktum. Yanına gitmek istedim; fakat bana “Ben sana gelinceye kadar ayrılma” sözünü hatırladım ve o yanıma gelinceye kadar ayrılmadım. “Ey Allah'ın Resûlü! Bir ses işittim, korktum” dedim ve ona (olanı) anlattım. “Onu işittin mi?” dedi. “Evet” dedim. Şöyle buyurdu: “O, Cebrâil'di; bana geldi ve: ‘Ümmetinden kim Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse cennete girer’ dedi. ‘Zina etse de, hırsızlık etse de mi?’ dedim. ‘Zina etse de, hırsızlık etse de’ dedi.”

Sahîh-i Buhârî 6444, Kitap 81, Hadis 33

Arapça metin
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، قَالَ قَالَ أَبُو ذَرٍّ كُنْتُ أَمْشِي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي حَرَّةِ الْمَدِينَةِ فَاسْتَقْبَلَنَا أُحُدٌ فَقَالَ " يَا أَبَا ذَرٍّ ". قُلْتُ لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " مَا يَسُرُّنِي أَنَّ عِنْدِي مِثْلَ أُحُدٍ هَذَا ذَهَبًا، تَمْضِي عَلَىَّ ثَالِثَةٌ وَعِنْدِي مِنْهُ دِينَارٌ، إِلاَّ شَيْئًا أُرْصِدُهُ لِدَيْنٍ، إِلاَّ أَنْ أَقُولَ بِهِ فِي عِبَادِ اللَّهِ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ". عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ وَمِنْ خَلْفِهِ. ثُمَّ مَشَى فَقَالَ " إِنَّ الأَكْثَرِينَ هُمُ الأَقَلُّونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلاَّ مَنْ قَالَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ـ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ وَمِنْ خَلْفِهِ ـ وَقَلِيلٌ مَا هُمْ ". ثُمَّ قَالَ لِي " مَكَانَكَ لاَ تَبْرَحْ حَتَّى آتِيَكَ ". ثُمَّ انْطَلَقَ فِي سَوَادِ اللَّيْلِ حَتَّى تَوَارَى فَسَمِعْتُ صَوْتًا قَدِ ارْتَفَعَ، فَتَخَوَّفْتُ أَنْ يَكُونَ قَدْ عَرَضَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرَدْتُ أَنْ آتِيَهُ فَذَكَرْتُ قَوْلَهُ لِي " لاَ تَبْرَحْ حَتَّى آتِيَكَ " فَلَمْ أَبْرَحْ حَتَّى أَتَانِي، قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتًا تَخَوَّفْتُ، فَذَكَرْتُ لَهُ فَقَالَ " وَهَلْ سَمِعْتَهُ ". قُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " ذَاكَ جِبْرِيلُ أَتَانِي فَقَالَ مَنْ مَاتَ مِنْ أُمَّتِكَ لاَ يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ ". قُلْتُ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ " وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6444 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü