Bir şeye yemin edip başkasını daha hayırlı görürsem, hayırlı olanı yapar ve yeminimden çıkarım.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 6721, Kitap 84, Hadis 14
Türkçe meal

Zehdem el-Cermî şöyle dedi:

Ebû Mûsâ'nın (radıyallahu anh) yanındaydık. Bizimle Cerm'den olan bu kabile arasında kardeşlik ve iyilik vardı. (Zehdem) dedi ki: Yemek getirildi. Dedi ki: Yemeğinde tavuk eti de getirilmişti. Dedi ki: Topluluk içinde Teymullah oğullarından kırmızı (yüzlü), sanki azatlı bir köle gibi duran bir adam vardı. Dedi ki: (Adam yemeğe) yaklaşmadı. Ebû Mûsâ ona: “Yaklaş, çünkü ben Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) ondan yerken gördüm” dedi. (Adam): “Ben onu (tavuğu) iğrendiğim bir şeyi yerken gördüm; bu yüzden onu asla yememeye yemin ettim” dedi. (Ebû Mûsâ) şöyle dedi: “Yaklaş, sana bununla ilgili haber vereyim. Eş'arîlerden bir toplulukla birlikte binek istemek için Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) geldik. O, sadaka hayvanlarından bir kısmını paylaştırıyordu -Eyyûb dedi ki: Zannederim (Zehdem), 'O öfkeliydi' dedi-. 'Vallahi sizi bindiremem, yanımda sizi bindirecek bir şey de yok' buyurdu. Biz de gittik. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ganimetten bir sürü deve getirildi. 'Şu Eş'arîler nerede?' denildi. Biz de geldik. Bize hörgüçleri beyaz beş deve verilmesini emretti. Yola koyulduk. Arkadaşlarıma şöyle dedim: 'Binek istemek için Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) geldik; bizi bindirmeyeceğine yemin etti, sonra bize haber gönderip bizi bindirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yeminini unuttu. Vallahi Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yemininden gafletini fırsat bilirsek asla iflah olmayız. Bizi Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) geri götürün de ona yeminini hatırlatalım.' Geri döndük ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Binek istemek için sana geldik; bizi bindirmeyeceğine yemin ettin, sonra bizi bindirdin. Yeminini unuttuğunu zannettik -ya da: anladık-' dedik. Şöyle buyurdu: 'Gidin, sizi ancak Allah bindirdi. Vallahi ben -inşallah- bir şeye yemin edip de başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka daha hayırlı olanı yapar ve yeminimden (keffâretle) çıkarım.'”

Hammâd b. Zeyd de Eyyûb'dan, o Ebû Kılâbe ve Kâsım b. Âsım el-Küleybî'den (rivayetle) ona mütâbaat etti.

(Başka bir senetle) Abdülvehhâb, Eyyûb'dan, o Ebû Kılâbe ve Kâsım et-Temîmî'den, o da Zehdem'den bunu rivayet etti.

(Başka bir senetle) Abdülvâris, Eyyûb'dan, o Kâsım'dan, o da Zehdem'den bunu rivayet etti.

Sahîh-i Buhârî 6721, Kitap 84, Hadis 14

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ، عَنْ زَهْدَمٍ الْجَرْمِيِّ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى وَكَانَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ هَذَا الْحَىِّ مِنْ جَرْمٍ إِخَاءٌ وَمَعْرُوفٌ ـ قَالَ ـ فَقُدِّمَ طَعَامٌ ـ قَالَ ـ وَقُدِّمَ فِي طَعَامِهِ لَحْمُ دَجَاجٍ ـ قَالَ ـ وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ كَأَنَّهُ مَوْلًى ـ قَالَ ـ فَلَمْ يَدْنُ فَقَالَ لَهُ أَبُو مُوسَى ادْنُ، فَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ. قَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا قَذِرْتُهُ، فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ أَطْعَمَهُ أَبَدًا. فَقَالَ ادْنُ أُخْبِرْكَ عَنْ ذَلِكَ، أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ، وَهْوَ يُقْسِمُ نَعَمًا مِنْ نَعَمِ الصَّدَقَةِ ـ قَالَ أَيُّوبُ أَحْسِبُهُ قَالَ وَهْوَ غَضْبَانُ ـ قَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". قَالَ فَانْطَلَقْنَا فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَقِيلَ أَيْنَ هَؤُلاَءِ الأَشْعَرِيُّونَ فَأَتَيْنَا فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى، قَالَ فَانْدَفَعْنَا فَقُلْتُ لأَصْحَابِي أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا، ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَيْنَا فَحَمَلَنَا، نَسِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، وَاللَّهِ لَئِنْ تَغَفَّلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ لاَ نُفْلِحُ أَبَدًا، ارْجِعُوا بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلْنُذَكِّرْهُ يَمِينَهُ. فَرَجَعْنَا فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَيْنَاكَ نَسْتَحْمِلُكَ، فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا ثُمَّ حَمَلْتَنَا فَظَنَنَّا ـ أَوْ فَعَرَفْنَا ـ أَنَّكَ نَسِيتَ يَمِينَكَ. قَالَ " انْطَلِقُوا، فَإِنَّمَا حَمَلَكُمُ اللَّهُ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ، فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَتَحَلَّلْتُهَا " . تَابَعَهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ وَالْقَاسِمِ بْنِ عَاصِمٍ الْكُلَيْبِيِّ. حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، وَالْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ عَنْ زَهْدَمٍ، بِهَذَا. حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ زَهْدَمٍ، بِهَذَا.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 6721 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü