Kabirlerinizde Deccâl fitnesi gibi bir fitneyle imtihan edileceksiniz.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 86, Kitap 3, Hadis 28
Türkçe meal

Esmâ (bint Ebû Bekir) (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Âişe namaz kılarken yanına vardım ve: “İnsanlara ne oluyor?” dedim. Gökyüzünü işaret etti; bir de baktım insanlar (namazda) ayakta duruyorlar. “Sübhânallah” dedi. “Bir alâmet mi?” dedim. Başıyla “evet” anlamında işaret etti. Ben de (namaza) durdum; öyle ki beni baygınlık bastı ve başıma su dökmeye başladım. (Namazdan sonra) Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) aziz ve celil olan Allah'a hamd ve senâ etti, sonra şöyle buyurdu: “Daha önce bana gösterilmemiş hiçbir şey yoktur ki onu şu durduğum yerde görmüş olmayayım; cennet ve cehennem bile. Bana vahyolundu ki, siz kabirlerinizde Mesîh Deccâl fitnesi gibi —yahut ona yakın; Esmâ hangisini söyledi bilmiyorum— bir fitneyle imtihan edileceksiniz. (Kişiye): ‘Bu adam hakkında bilgin nedir?’ denilir. Mü'min —yahut yakîn sahibi; Esmâ hangisini söyledi bilmiyorum— ise şöyle der: ‘O, Muhammed'dir, Allah'ın Resûlüdür. Bize apaçık delillerle ve hidayetle geldi; biz de icabet ettik ve ona uyduk. O, Muhammed'dir’ (bunu üç kez söyler). Ona: ‘Rahat uyu! Senin ona kesin olarak inandığını bildik’ denilir. Münafık —yahut şüpheci; Esmâ hangisini söyledi bilmiyorum— ise: ‘Bilmiyorum; insanları bir şey söylerken işittim, ben de onu söyledim’ der.”

Sahîh-i Buhârî 86, Kitap 3, Hadis 28

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ أَتَيْتُ عَائِشَةَ وَهِيَ تُصَلِّي فَقُلْتُ مَا شَأْنُ النَّاسِ فَأَشَارَتْ إِلَى السَّمَاءِ، فَإِذَا النَّاسُ قِيَامٌ، فَقَالَتْ سُبْحَانَ اللَّهِ. قُلْتُ آيَةٌ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا، أَىْ نَعَمْ، فَقُمْتُ حَتَّى تَجَلاَّنِي الْغَشْىُ، فَجَعَلْتُ أَصُبُّ عَلَى رَأْسِي الْمَاءَ، فَحَمِدَ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ " مَا مِنْ شَىْءٍ لَمْ أَكُنْ أُرِيتُهُ إِلاَّ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي حَتَّى الْجَنَّةَ وَالنَّارَ، فَأُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي قُبُورِكُمْ، مِثْلَ ـ أَوْ قَرِيبًا لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، يُقَالُ مَا عِلْمُكَ بِهَذَا الرَّجُلِ فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ ـ أَوِ الْمُوقِنُ لاَ أَدْرِي بِأَيِّهِمَا قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ هُوَ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى، فَأَجَبْنَا وَاتَّبَعْنَا، هُوَ مُحَمَّدٌ. ثَلاَثًا، فَيُقَالُ نَمْ صَالِحًا، قَدْ عَلِمْنَا إِنْ كُنْتَ لَمُوقِنًا بِهِ، وَأَمَّا الْمُنَافِقُ ـ أَوِ الْمُرْتَابُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي، سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُهُ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 86 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü