Bunları ezberleyin ve geride bıraktıklarınıza haber verin: Abdülkays heyetine verilen emirler.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 87, Kitap 3, Hadis 29
Türkçe meal

Ebû Cemre şöyle dedi:

İbn Abbâs ile insanlar arasında tercümanlık yapıyordum. İbn Abbâs şöyle dedi: Abdülkays heyeti Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) geldi. Peygamber: “Bu heyet —yahut bu topluluk— kimdir?” diye sordu. “Rebîa'dan” dediler. “Ne rezil ne de pişman olmayan topluluğa —yahut heyete— hoş geldiniz!” buyurdu. Onlar: “Biz sana uzak bir yoldan geliyoruz. Seninle aramızda Mudar kâfirlerinden şu kabile var. Sana ancak haram ayda gelebiliyoruz. Bize bir emir ver de onu geride bıraktıklarımıza haber verelim, onunla cennete girelim” dediler. Onlara dört şeyi emretti, dört şeyi de yasakladı. Onlara aziz ve celil olan bir tek Allah'a imanı emretti ve: “Bir olan Allah'a iman nedir, bilir misiniz?” diye sordu. “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Şöyle buyurdu: “Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, Ramazan orucunu tutmak ve ganimetten beşte birini vermenizdir.” Onları dübbâ, hanteme ve müzeffet (denilen kaplar)dan yasakladı. Şu'be dedi ki: (Ebû Cemre) bazen “nakîr”, bazen de “mukayyer” dedi. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Bunları ezberleyin ve geride bıraktıklarınıza haber verin.”

Sahîh-i Buhârî 87, Kitap 3, Hadis 29

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ كُنْتُ أُتَرْجِمُ بَيْنَ ابْنِ عَبَّاسٍ وَبَيْنَ النَّاسِ فَقَالَ إِنَّ وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَنِ الْوَفْدُ ـ أَوْ مَنِ الْقَوْمُ ". قَالُوا رَبِيعَةُ. فَقَالَ " مَرْحَبًا بِالْقَوْمِ ـ أَوْ بِالْوَفْدِ ـ غَيْرَ خَزَايَا وَلاَ نَدَامَى ". قَالُوا إِنَّا نَأْتِيكَ مِنْ شُقَّةٍ بَعِيدَةٍ، وَبَيْنَنَا وَبَيْنَكَ هَذَا الْحَىُّ مِنْ كُفَّارِ مُضَرَ، وَلاَ نَسْتَطِيعُ أَنْ نَأْتِيَكَ إِلاَّ فِي شَهْرٍ حَرَامٍ فَمُرْنَا بِأَمْرٍ نُخْبِرْ بِهِ مَنْ وَرَاءَنَا، نَدْخُلُ بِهِ الْجَنَّةَ. فَأَمَرَهُمْ بِأَرْبَعٍ، وَنَهَاهُمْ عَنْ أَرْبَعٍ أَمَرَهُمْ بِالإِيمَانِ بِاللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَحْدَهُ. قَالَ " هَلْ تَدْرُونَ مَا الإِيمَانُ بِاللَّهِ وَحْدَهُ ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامُ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ، وَصَوْمُ رَمَضَانَ، وَتُعْطُوا الْخُمُسَ مِنَ الْمَغْنَمِ ". وَنَهَاهُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ. قَالَ شُعْبَةُ رُبَّمَا قَالَ النَّقِيرِ، وَرُبَّمَا قَالَ الْمُقَيَّرِ. قَالَ " احْفَظُوهُ وَأَخْبِرُوهُ مَنْ وَرَاءَكُمْ ".

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 87 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü