Kabirlerde Mesîh Deccâl'in fitnesi gibi ya da ona yakın bir şekilde imtihan edileceksiniz.

Kaynak
Sahîh-i Buhârî 922, Kitap 11, Hadis 46
Türkçe meal

Esmâ bint Ebî Bekr (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:

Âişe'nin (radıyallahu anhâ) yanına girdim; insanlar namaz kılıyordu. “İnsanlara ne oluyor?” dedim. Başıyla göğe işaret etti. “Bir alâmet mi?” dedim. Başıyla “evet” anlamında işaret etti. (Esmâ) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) (namazı) çok uzattı; öyle ki bana baygınlık çöktü. Yanımda içinde su bulunan bir kırba vardı; onu açtım ve ondan başıma dökmeye başladım. Güneş açılmışken Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namazı bitirdi, insanlara hutbe okudu; Allah'a layık olduğu şekilde hamd etti, sonra “Emmâ ba'd (Bundan sonra)” dedi. (Esmâ) dedi ki: Ensâr'dan bazı kadınlar gürültü ettiler; onları susturmak için onlara doğru döndüm. Sonra Âişe'ye: “Ne dedi?” diye sordum. Şöyle dedi: “Bana daha önce gösterilmemiş hiçbir şey yoktur ki onu şu durduğum yerde görmüş olmayayım; cennet ve cehennem dahi. Bana vahyolundu ki siz kabirlerde Mesîh Deccâl'in fitnesi gibi ya da ona yakın bir şekilde imtihan edileceksiniz. Sizden birine gelinir ve ona: ‘Bu adam hakkında bilgin nedir?’ denir. Mümin ya da mûkin (kesin inanan), -Hişâm şüphe etti- ‘O Allah'ın Resûlü'dür; o Muhammed'dir (sallallahu aleyhi ve sellem). Bize apaçık delillerle ve hidayetle geldi; biz de iman ettik, (davetine) icabet ettik, ona uyduk ve onu tasdik ettik’ der. Bunun üzerine ona: ‘Salih olarak uyu; senin ona iman etmekte olduğunu biliyorduk’ denir. Münafık ya da mürtâb (şüpheci) ise -Hişâm şüphe etti- ona: ‘Bu adam hakkında bilgin nedir?’ denir; o da: ‘Bilmiyorum; insanların bir şey söylediklerini işittim, ben de onu söyledim’ der.”

Hişâm dedi ki: Fâtıma bunu bana anlattı, ben de onu ezberledim; ancak o, (münafık hakkında) ona karşı (azabı) ağırlaştıran şeyi de zikretti.

Sahîh-i Buhârî 922, Kitap 11, Hadis 46

Arapça metin
وَقَالَ مَحْمُودٌ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي فَاطِمَةُ بِنْتُ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ قُلْتُ مَا شَأْنُ النَّاسِ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا إِلَى السَّمَاءِ. فَقُلْتُ آيَةٌ فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا أَىْ نَعَمْ. قَالَتْ فَأَطَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جِدًّا حَتَّى تَجَلاَّنِي الْغَشْىُ وَإِلَى جَنْبِي قِرْبَةٌ فِيهَا مَاءٌ فَفَتَحْتُهَا فَجَعَلْتُ أَصُبُّ مِنْهَا عَلَى رَأْسِي، فَانْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ تَجَلَّتِ الشَّمْسُ، فَخَطَبَ النَّاسَ، وَحَمِدَ اللَّهَ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ ". قَالَتْ وَلَغِطَ نِسْوَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ، فَانْكَفَأْتُ إِلَيْهِنَّ لأُسَكِّتَهُنَّ فَقُلْتُ لِعَائِشَةَ مَا قَالَ قَالَتْ قَالَ " مَا مِنْ شَىْءٍ لَمْ أَكُنْ أُرِيتُهُ إِلاَّ قَدْ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي هَذَا حَتَّى الْجَنَّةَ وَالنَّارَ، وَإِنَّهُ قَدْ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ مِثْلَ ـ أَوْ قَرِيبَ مِنْ ـ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، يُؤْتَى أَحَدُكُمْ، فَيُقَالُ لَهُ مَا عِلْمُكَ بِهَذَا الرَّجُلِ فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ ـ أَوْ قَالَ الْمُوقِنُ شَكَّ هِشَامٌ ـ فَيَقُولُ هُوَ رَسُولُ اللَّهِ، هُوَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى فَآمَنَّا وَأَجَبْنَا وَاتَّبَعْنَا وَصَدَّقْنَا. فَيُقَالُ لَهُ نَمْ صَالِحًا، قَدْ كُنَّا نَعْلَمُ إِنْ كُنْتَ لَتُؤْمِنُ بِهِ. وَأَمَّا الْمُنَافِقُ ـ أَوْ قَالَ الْمُرْتَابُ شَكَّ هِشَامٌ ـ فَيُقَالُ لَهُ مَا عِلْمُكَ بِهَذَا الرَّجُلِ فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي، سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُهُ ". قَالَ هِشَامٌ فَلَقَدْ قَالَتْ لِي فَاطِمَةُ فَأَوْعَيْتُهُ، غَيْرَ أَنَّهَا ذَكَرَتْ مَا يُغَلِّظُ عَلَيْهِ.

Hata bildir

Sahîh-i Buhârî 922 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü