Ali: Kırk dirhemde bir dirhem; iki yüz dirheme ulaşınca beş dirhem zekât vardır.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1572, Kitap 9, Hadis 17
Sahih
Türkçe meal

Ali (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Züheyr dedi ki: Zannederim (Ali bunu) Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) (rivayet etti); o şöyle buyurdu: “Onda birin dörtte birini (kırkta biri) getirin: Her kırk dirhemden bir dirhem. İki yüz dirhem tamamlanıncaya kadar size bir şey yoktur. İki yüz dirhem olunca onda beş dirhem vardır. Fazlası da bu hesaba göredir. Koyunlarda her kırk koyunda bir koyun vardır. Eğer otuz dokuz ise sana onlarda bir şey yoktur.” (Râvi) koyunların zekâtını Zührî'nin (rivayeti) gibi anlattı. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Sığırlarda her otuzda bir tebî' (bir yaşını doldurmuş buzağı), kırkta bir müsinne (iki yaşını doldurmuş inek) vardır. Çalıştırılan (hayvanlar) üzerinde bir şey yoktur. Develerde de...” (Râvi) onların zekâtını Zührî'nin zikrettiği gibi zikretti. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Yirmi beşte beş koyun vardır. Bir tane artınca bunlarda bir bintü mahâz vardır; bintü mahâz yoksa otuz beşe kadar bir erkek ibnü lebûn (verilir). Bir tane artınca kırk beşe kadar bunlarda bir bintü lebûn vardır. Bir tane artınca altmışa kadar bunlarda erkek deveyle aşılanmaya elverişli bir hıkka vardır.” Sonra Zührî'nin hadisi gibi anlattı. (Peygamber) şöyle buyurdu: “Bir tane artınca -yani doksan bir olunca- yüz yirmiye kadar bunlarda erkek deveyle aşılanmaya elverişli iki hıkka vardır. Develer bundan fazla olursa her ellide bir hıkka vardır. Zekât korkusuyla birleşik olanlar ayrılmaz, ayrı olanlar birleştirilmez. Zekâtta yaşlı, kusurlu ve teke alınmaz; ancak zekât memuru dilerse (alınır). Bitkilerde ise ırmakların ya da yağmurun suladığında öşür (onda bir), büyük kovayla (garb) sulananda ise öşrün yarısı (yirmide bir) vardır.”

Âsım ile Hâris'in hadisinde: “Zekât her yıldadır” (ifadesi vardır). Züheyr dedi ki: Zannederim “bir kere” dedi. Âsım'ın hadisinde (şu da vardır): “Develerde bintü mahâz ve ibnü lebûn bulunmazsa on dirhem ya da iki koyun (verilir).”

Sünen-i Ebû Dâvûd 1572, Kitap 9, Hadis 17

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ ضَمْرَةَ، وَعَنِ الْحَارِثِ الأَعْوَرِ، عَنْ عَلِيٍّ، - رضى الله عنه - قَالَ زُهَيْرٌ أَحْسَبُهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " هَاتُوا رُبْعَ الْعُشُورِ مِنْ كُلِّ أَرْبَعِينَ دِرْهَمًا دِرْهَمٌ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ شَىْءٌ حَتَّى تَتِمَّ مِائَتَىْ دِرْهَمٍ فَإِذَا كَانَتْ مِائَتَىْ دِرْهَمٍ فَفِيهَا خَمْسَةُ دَرَاهِمَ فَمَا زَادَ فَعَلَى حِسَابِ ذَلِكَ وَفِي الْغَنَمِ فِي كُلِّ أَرْبَعِينَ شَاةً شَاةٌ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ إِلاَّ تِسْعًا وَثَلاَثِينَ فَلَيْسَ عَلَيْكَ فِيهَا شَىْءٌ " . وَسَاقَ صَدَقَةَ الْغَنَمِ مِثْلَ الزُّهْرِيِّ قَالَ " وَفِي الْبَقَرِ فِي كُلِّ ثَلاَثِينَ تَبِيعٌ وَفِي الأَرْبَعِينَ مُسِنَّةٌ وَلَيْسَ عَلَى الْعَوَامِلِ شَىْءٌ وَفِي الإِبِلِ " . فَذَكَرَ صَدَقَتَهَا كَمَا ذَكَرَ الزُّهْرِيُّ قَالَ " وَفِي خَمْسٍ وَعِشْرِينَ خَمْسَةٌ مِنَ الْغَنَمِ فَإِذَا زَادَتْ وَاحِدَةً فَفِيهَا ابْنَةُ مَخَاضٍ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ بِنْتُ مَخَاضٍ فَابْنُ لَبُونٍ ذَكَرٌ إِلَى خَمْسٍ وَثَلاَثِينَ فَإِذَا زَادَتْ وَاحِدَةً فَفِيهَا بِنْتُ لَبُونٍ إِلَى خَمْسٍ وَأَرْبَعِينَ فَإِذَا زَادَتْ وَاحِدَةً فَفِيهَا حِقَّةٌ طَرُوقَةُ الْجَمَلِ إِلَى سِتِّينَ " . ثُمَّ سَاقَ مِثْلَ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ قَالَ " فَإِذَا زَادَتْ وَاحِدَةً - يَعْنِي وَاحِدَةً وَتِسْعِينَ - فَفِيهَا حِقَّتَانِ طَرُوقَتَا الْجَمَلِ إِلَى عِشْرِينَ وَمِائَةٍ فَإِنْ كَانَتِ الإِبِلُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ فَفِي كُلِّ خَمْسِينَ حِقَّةٌ وَلاَ يُفَرَّقُ بَيْنَ مُجْتَمِعٍ وَلاَ يُجْمَعُ بَيْنَ مُفْتَرِقٍ خَشْيَةَ الصَّدَقَةِ وَلاَ تُؤْخَذُ فِي الصَّدَقَةِ هَرِمَةٌ وَلاَ ذَاتُ عَوَارٍ وَلاَ تَيْسٌ إِلاَّ أَنْ يَشَاءَ الْمُصَّدِّقُ وَفِي النَّبَاتِ مَا سَقَتْهُ الأَنْهَارُ أَوْ سَقَتِ السَّمَاءُ الْعُشْرُ وَمَا سَقَى الْغَرْبُ فَفِيهِ نِصْفُ الْعُشْرِ " . وَفِي حَدِيثِ عَاصِمٍ وَالْحَارِثِ " الصَّدَقَةُ فِي كُلِّ عَامٍ " . قَالَ زُهَيْرٌ أَحْسَبُهُ قَالَ " مَرَّةً " . وَفِي حَدِيثِ عَاصِمٍ " إِذَا لَمْ يَكُنْ فِي الإِبِلِ ابْنَةُ مَخَاضٍ وَلاَ ابْنُ لَبُونٍ فَعَشَرَةُ دَرَاهِمَ أَوْ شَاتَانِ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1572 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü