Subey b. Ma'bed hac ile umreyi birleştirdi; Ömer: Peygamberinin sünnetine hidayet olundun.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 1799, Kitap 11, Hadis 79
Sahih
Türkçe meal

Subey b. Ma'bed şöyle anlattı:

Ben Hristiyan bir bedevi idim; sonra Müslüman oldum. Aşiretimden Hüzeym b. Sürmüle denilen bir adama geldim ve ona: “Ey adam! Ben cihada çok istekliyim; hac ve umreyi de üzerime farz kılınmış buldum. İkisini birleştirmem nasıl olur?” dedim. “İkisini birleştir ve kolayına gelen kurbanlığı kes” dedi. Ben de ikisi için birlikte ihrama girdim. Uzeyb'e geldiğimde, ben ikisi için birlikte telbiye getirirken Selmân b. Rebîa ile Zeyd b. Sûhân bana rastladılar. Biri diğerine: “Bu, devesinden daha anlayışlı değil” dedi. Sanki üzerime bir dağ atılmıştı. Nihayet Ömer b. el-Hattâb'a geldim ve ona: “Ey mü'minlerin emîri! Ben Hristiyan bir bedevi idim ve Müslüman oldum. Cihada çok istekliyim; hac ve umreyi de üzerime farz kılınmış buldum. Kavmimden bir adama geldim; bana: ‘İkisini birleştir ve kolayına gelen kurbanlığı kes’ dedi. Ben de ikisi için birlikte ihrama girdim” dedim. Ömer (radıyallahu anh) bana: “Peygamberinin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine hidayet olundun” dedi.

Sünen-i Ebû Dâvûd 1799, Kitap 11, Hadis 79

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ بْنِ أَعْيَنَ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ الصُّبَىُّ بْنُ مَعْبَدٍ كُنْتُ رَجُلاً أَعْرَابِيًّا نَصْرَانِيًّا فَأَسْلَمْتُ فَأَتَيْتُ رَجُلاً مِنْ عَشِيرَتِي يُقَالُ لَهُ هُذَيْمُ بْنُ ثُرْمُلَةَ فَقُلْتُ لَهُ يَا هَنَاهُ إِنِّي حَرِيصٌ عَلَى الْجِهَادِ وَإِنِّي وَجَدْتُ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ مَكْتُوبَيْنِ عَلَىَّ فَكَيْفَ لِي بِأَنْ أَجْمَعَهُمَا قَالَ اجْمَعْهُمَا وَاذْبَحْ مَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْىِ . فَأَهْلَلْتُ بِهِمَا مَعًا فَلَمَّا أَتَيْتُ الْعُذَيْبَ لَقِيَنِي سَلْمَانُ بْنُ رَبِيعَةَ وَزَيْدُ بْنُ صُوحَانَ وَأَنَا أُهِلُّ بِهِمَا جَمِيعًا فَقَالَ أَحَدُهُمَا لِلآخَرِ مَا هَذَا بِأَفْقَهَ مِنْ بَعِيرِهِ . قَالَ فَكَأَنَّمَا أُلْقِيَ عَلَىَّ جَبَلٌ حَتَّى أَتَيْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ فَقُلْتُ لَهُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ إِنِّي كُنْتُ رَجُلاً أَعْرَابِيًّا نَصْرَانِيًّا وَإِنِّي أَسْلَمْتُ وَأَنَا حَرِيصٌ عَلَى الْجِهَادِ وَإِنِّي وَجَدْتُ الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ مَكْتُوبَيْنِ عَلَىَّ فَأَتَيْتُ رَجُلاً مِنْ قَوْمِي فَقَالَ لِي اجْمَعْهُمَا وَاذْبَحْ مَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْىِ وَإِنِّي أَهْلَلْتُ بِهِمَا مَعًا . فَقَالَ لِي عُمَرُ رضى الله عنه هُدِيتَ لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 1799 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü