Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Rükâne ile kardeşlerinin babası Abdüyezîd, Ümmü Rükâne'yi boşadı ve Müzeyne'den bir kadınla evlendi. (Kadın) Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek, başından aldığı bir kılı (göstererek): “O bana ancak şu kılın yarar sağladığı kadar yarar sağlıyor; beni onunla (aramızı) ayır” dedi. Bunun üzerine Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gayret (hamiyet) tuttu. Rükâne ile kardeşlerini çağırttı, sonra yanında oturanlara: “Falanın şu şu (yönüyle) Abdüyezîd'e benzediğini, falanın da şu şu (yönüyle) ona benzediğini görüyor musunuz?” buyurdu. “Evet” dediler. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Abdüyezîd'e: “Onu boşa” buyurdu; o da (boşadı). Sonra: “Hanımın, Rükâne ile kardeşlerinin annesine dön” buyurdu. (Abdüyezîd): “Ey Allah'ın Resûlü! Ben onu üç (talâkla) boşadım” dedi. (Peygamber): “Biliyorum; ona dön” buyurdu ve “Ey Peygamber! Kadınları boşadığınız zaman onları iddetleri(ni gözeterek) boşayın” (Talâk 65/1) âyetini okudu.
Ebû Dâvûd dedi ki: Nâfi' b. Ucayr ile Abdullah b. Ali b. Yezîd b. Rükâne'nin, babasından, onun da dedesinden (rivayet ettiği), Rükâne'nin hanımını el-bette (kesin boşama sözü) ile boşadığı, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) de onu ona geri çevirdiği hadisi daha sahihtir. Çünkü adamın çocukları ve ailesi onu daha iyi bilir: Rükâne hanımını ancak el-bette ile boşamıştı; Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de onu bir (talâk) saydı.
Sünen-i Ebû Dâvûd 2196, Kitap 13, Hadis 22