Abdullah b. Mes'ûd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Bir cuma gecesi mescitteydik. Derken Ensâr'dan bir adam mescide girdi ve şöyle dedi: “Bir adam karısının yanında bir adam bulsa da bunu söylese, ona celde vurursunuz; ya da öldürse, onu öldürürsünüz; eğer susarsa öfke içinde susar. Vallahi bunu Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) mutlaka soracağım.” Ertesi gün Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip ona sordu ve: “Bir adam karısının yanında bir adam bulsa da bunu söylese ona celde vurursunuz; ya da öldürse onu öldürürsünüz; ya da sussa öfke içinde susar” dedi. (Peygamber): “Allah'ım! (Bu meseleyi) aç” buyurdu ve dua etmeye başladı. Bunun üzerine lian âyeti indi: “Eşlerine (zina) iftira eden ve kendilerinden başka şahitleri bulunmayanlar...” (Nûr 24/6) -bu âyet-. İnsanlar arasından o adam bununla imtihan edildi. O ve karısı Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip lânetleştiler. Adam, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair Allah adına dört defa şahitlik etti; sonra beşincisinde, eğer yalancılardan ise lânetin kendi üzerine olmasını diledi. (Abdullah) dedi ki: (Kadın) lânetleşmeye davrandı; Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Dur!” buyurdu. Ama o (vazgeçmeyi) kabul etmedi ve (lânetleşmeyi) yaptı. İkisi dönüp gidince (Peygamber): “Belki de onu siyah, kıvırcık saçlı olarak doğurur” buyurdu. (Kadın) da onu siyah, kıvırcık saçlı olarak doğurdu.
Sünen-i Ebû Dâvûd 2253, Kitap 13, Hadis 79