Ali: Bu yıl humustaki hakkımıza ihtiyacımız yok, müslümanların var; onu onlara geri ver.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 2984, Kitap 20, Hadis 57
Senedi zayıf
Türkçe meal

Ali (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ben, Abbâs, Fâtıma ve Zeyd b. Hârise, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında toplandık. Ben: “Ey Allah'ın Resûlü! Eğer Allah'ın Kitabı'nda (belirtilen) bu humustaki hakkımızı (idare etmeyi) bana vermeyi uygun görürsen, onu senin hayatında paylaştırayım ki senden sonra hiç kimse benimle çekişmesin; (bunu) yap” dedim. (Ali) dedi ki: (Peygamber) bunu yaptı. (Ali) dedi ki: Ben de onu Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatında paylaştırdım. Sonra Ebû Bekir (radıyallahu anh) onu bana verdi. Nihayet Ömer'in (radıyallahu anh) (halifelik) yıllarının son yılı olunca, ona çok mal geldi; o da hakkımızı ayırdı, sonra bana haber gönderdi. Ben: “Bu yıl bizim ona ihtiyacımız yok; müslümanların ise ona ihtiyacı var. Onu onlara geri ver” dedim. O da onu onlara geri verdi. Sonra Ömer'den sonra hiç kimse beni ona çağırmadı. Ömer'in yanından çıktıktan sonra Abbâs'la karşılaştım. “Ey Ali! Bu sabah bizi, bize asla geri verilmeyecek bir şeyden mahrum ettin” dedi. O, çok zeki (ileriyi gören) bir adamdı.

Sünen-i Ebû Dâvûd 2984, Kitap 20, Hadis 57

Arapça metin
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْبَرِيدِ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، عَلَيْهِ السَّلاَمُ يَقُولُ اجْتَمَعْتُ أَنَا وَالْعَبَّاسُ، وَفَاطِمَةُ، وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ، عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ رَأَيْتَ أَنْ تُوَلِّيَنِي حَقَّنَا مِنْ هَذَا الْخُمُسِ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَأَقْسِمَهُ حَيَاتَكَ كَىْ لاَ يُنَازِعَنِي أَحَدٌ بَعْدَكَ فَافْعَلْ . قَالَ فَفَعَلَ ذَلِكَ - قَالَ - فَقَسَمْتُهُ حَيَاةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ وَلاَّنِيهِ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه حَتَّى إِذَا كَانَتْ آخِرُ سَنَةٍ مِنْ سِنِي عُمَرَ رضى الله عنه فَإِنَّهُ أَتَاهُ مَالٌ كَثِيرٌ فَعَزَلَ حَقَّنَا ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَىَّ فَقُلْتُ بِنَا عَنْهُ الْعَامَ غِنًى وَبِالْمُسْلِمِينَ إِلَيْهِ حَاجَةٌ فَارْدُدْهُ عَلَيْهِمْ فَرَدَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ لَمْ يَدْعُنِي إِلَيْهِ أَحَدٌ بَعْدَ عُمَرَ فَلَقِيتُ الْعَبَّاسَ بَعْدَ مَا خَرَجْتُ مِنْ عِنْدِ عُمَرَ فَقَالَ يَا عَلِيُّ حَرَمْتَنَا الْغَدَاةَ شَيْئًا لاَ يُرَدُّ عَلَيْنَا أَبَدًا وَكَانَ رَجُلاً دَاهِيًا .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 2984 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü