Ebû Mûsâ: Namaz vaktini soran nerede? Vakit bu ikisinin arasındadır.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 395, Kitap 2, Hadis 5
Sahih
Türkçe meal

Ebû Mûsâ (el-Eş'arî) (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Bir soran Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) (namaz vakitlerini) sordu. O ise ona bir şey cevap vermedi; nihayet Bilâl'e emretti, o da fecir doğduğunda sabah için kamet getirdi. (Peygamber) adamın arkadaşının yüzünü tanıyamadığı –ya da adamın yanındakini tanıyamadığı– bir vakitte (sabahı) kıldı. Sonra Bilâl'e emretti, o da güneş zevale erdiğinde öğle için kamet getirdi; öyle ki biri: “Gün yarılandı” dedi; hâlbuki o daha iyi biliyordu. Sonra Bilâl'e emretti, güneş beyaz ve yüksekken ikindi için kamet getirdi. Bilâl'e emretti, güneş battığında akşam için kamet getirdi. Bilâl'e emretti, şafak kaybolduğunda yatsı için kamet getirdi. Ertesi gün olunca sabahı kıldı ve (namazdan) çıktı; biz: “Güneş doğdu mu?” dedik. Öğle için, (bir gün) önceki ikindinin vaktinde kamet getirtti. İkindiyi güneş sarardığında –ya da: akşama girildiğinde, dedi– kıldı. Akşamı şafak kaybolmadan önce kıldı. Yatsıyı gecenin üçte birine kadar (geciktirerek) kıldı. Sonra: “Namaz vaktini soran nerede? Vakit bu ikisinin arasındadır” buyurdu.

Ebû Dâvûd dedi ki: Bunu Süleyman b. Mûsâ, Atâ'dan, o Câbir'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) akşam hakkında bunun benzeri olarak rivayet etti. (Câbir) dedi ki: “Sonra yatsıyı kıldı.” Bazıları “gecenin üçte birine kadar”, bazıları da “gecenin yarısına kadar” dedi. İbn Büreyde de bunu babasından, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) böyle rivayet etti.

Sünen-i Ebû Dâvûd 395, Kitap 2, Hadis 5

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا بَدْرُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ سَائِلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ شَيْئًا حَتَّى أَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ لِلْفَجْرِ حِينَ انْشَقَّ الْفَجْرُ فَصَلَّى حِينَ كَانَ الرَّجُلُ لاَ يَعْرِفُ وَجْهَ صَاحِبِهِ أَوْ إِنَّ الرَّجُلَ لاَ يَعْرِفُ مَنْ إِلَى جَنْبِهِ ثُمَّ أَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ الظُّهْرَ حِينَ زَالَتِ الشَّمْسُ حَتَّى قَالَ الْقَائِلُ انْتَصَفَ النَّهَارُ . وَهُوَ أَعْلَمُ ثُمَّ أَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ الْعَصْرَ وَالشَّمْسُ بَيْضَاءُ مُرْتَفِعَةٌ وَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ الْمَغْرِبَ حِينَ غَابَتِ الشَّمْسُ وَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ الْعِشَاءَ حِينَ غَابَ الشَّفَقُ فَلَمَّا كَانَ مِنَ الْغَدِ صَلَّى الْفَجْرَ وَانْصَرَفَ فَقُلْنَا أَطَلَعَتِ الشَّمْسُ فَأَقَامَ الظُّهْرَ فِي وَقْتِ الْعَصْرِ الَّذِي كَانَ قَبْلَهُ وَصَلَّى الْعَصْرَ وَقَدِ اصْفَرَّتِ الشَّمْسُ - أَوْ قَالَ أَمْسَى - وَصَلَّى الْمَغْرِبَ قَبْلَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ وَصَلَّى الْعِشَاءَ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ ثُمَّ قَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ عَنْ وَقْتِ الصَّلاَةِ الْوَقْتُ فِيمَا بَيْنَ هَذَيْنِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ سُلَيْمَانُ بْنُ مُوسَى عَنْ عَطَاءٍ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَغْرِبِ بِنَحْوِ هَذَا قَالَ ثُمَّ صَلَّى الْعِشَاءَ قَالَ بَعْضُهُمْ إِلَى ثُلُثِ اللَّيْلِ وَقَالَ بَعْضُهُمْ إِلَى شَطْرِهِ . وَكَذَلِكَ رَوَاهُ ابْنُ بُرَيْدَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 395 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü