Rifâa b. Râfi' (Hemmâm tariki): Allah'ın emrettiği gibi abdestini tam almadıkça kimsenin namazı tamam olmaz.

Kaynak
Sünen-i Ebû Dâvûd 858, Kitap 2, Hadis 468
Sahih
Türkçe meal

Bize Hasan b. Ali rivayet etti; (dedi ki:) Bize Hişâm b. Abdülmelik ile Haccâc b. Minhâl rivayet ettiler; dediler ki: Bize Hemmâm rivayet etti; (dedi ki:) Bize İshâk b. Abdullah b. Ebû Talha, Ali b. Yahyâ b. Hallâd'dan, o babasından, o da amcası Rifâa b. Râfi'den öncekinin anlamınca rivayet etti ve şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden birinin namazı, aziz ve celil olan Allah'ın kendisine emrettiği gibi abdestini tam ve eksiksiz almadıkça tamam olmaz: Yüzünü ve dirseklere kadar ellerini yıkar, başını ve topuklara kadar ayaklarını mesh eder. Sonra aziz ve celil olan Allah'a tekbir getirir ve O'na hamdeder. Sonra Kur'ân'dan kendisine izin verilen ve kolay geleni okur.” (Râvi) Hammâd'ın hadisinin benzerini zikretti ve şöyle dedi: “Sonra tekbir alır, secde eder ve yüzünü (yere) iyice yerleştirir.” Hemmâm dedi ki: Bazen “alnını yere (iyice yerleştirir)” dedi. “...eklemleri sükûnet bulup gevşeyinceye kadar. Sonra tekbir alır, oturağı üzerine dosdoğru oturur ve belini dikleştirir.” (Böylece) namazı dört rekât olarak, bitirinceye kadar bu şekilde tarif etti (ve şöyle buyurdu): “Sizden birinin namazı, bunu yapmadıkça tamam olmaz.”

Sünen-i Ebû Dâvûd 858, Kitap 2, Hadis 468

Arapça metin
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، وَالْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى بْنِ خَلاَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمِّهِ، رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ بِمَعْنَاهُ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا لاَ تَتِمُّ صَلاَةُ أَحَدِكُمْ حَتَّى يُسْبِغَ الْوُضُوءَ كَمَا أَمَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فَيَغْسِلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ وَيَمْسَحَ بِرَأْسِهِ وَرِجْلَيْهِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ ثُمَّ يُكَبِّرُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَيَحْمَدُهُ ثُمَّ يَقْرَأُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا أُذِنَ لَهُ فِيهِ وَتَيَسَّرَ " . فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ حَمَّادٍ قَالَ " ثُمَّ يُكَبِّرُ فَيَسْجُدُ فَيُمَكِّنُ وَجْهَهُ " . قَالَ هَمَّامٌ وَرُبَّمَا قَالَ " جَبْهَتَهُ مِنَ الأَرْضِ حَتَّى تَطْمَئِنَّ مَفَاصِلُهُ وَتَسْتَرْخِيَ ثُمَّ يُكَبِّرُ فَيَسْتَوِي قَاعِدًا عَلَى مَقْعَدِهِ وَيُقِيمُ صُلْبَهُ " . فَوَصَفَ الصَّلاَةَ هَكَذَا أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ حَتَّى فَرَغَ " لاَ تَتِمُّ صَلاَةُ أَحَدِكُمْ حَتَّى يَفْعَلَ ذَلِكَ " .

Hata bildir

Sünen-i Ebû Dâvûd 858 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü