Kur'ân'dan hizbim önüme çıktı; onu bitirmeden çıkmak istemedim.

Kaynak
Sünen-i İbn Mâce 1345, Kitap 5, Hadis 543
Zayıf
Türkçe meal

Evs b. Huzeyfe (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Sakîf heyeti içinde Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına geldik. (Sakîf'in) Ahlâf kolunu Muğîre b. Şu'be'nin yanına yerleştirdiler; Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de Benî Mâlik'i kendisine ait bir çadıra yerleştirdi. Her gece yatsıdan sonra yanımıza gelir, ayakta durarak bizimle konuşurdu; öyle ki (yorulup) ağırlığını bir ayağından diğerine verirdi. Bize anlattıklarının çoğu, kavmi Kureyş'ten çektikleriydi. Şöyle derdi: “(Onlarla) eşit değildik; zayıf ve hor görülen kimselerdik. Medine'ye çıkınca aramızda savaş nöbetleşe oldu; bazen biz onlara galip geliyorduk, bazen onlar bize galip geliyordu.” Bir gece bize gelmeyi âdet edindiği vakitten geç kaldı. “Ey Allah'ın Resûlü! Bu gece bize geç kaldın” dedim. Şöyle buyurdu: “Kur'ân'dan hizbim (okunmamış olarak) önüme çıktı; onu bitirmeden çıkmak istemedim.”

Evs şöyle dedi: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına “Kur'ân'ı nasıl hizplere ayırıyorsunuz?” diye sordum. “Üç, beş, yedi, dokuz, on bir, on üç (sûre) ve Mufassal hizbi” dediler.

Sünen-i İbn Mâce 1345, Kitap 5, Hadis 543

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْلَى الطَّائِفِيِّ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ جَدِّهِ، أَوْسِ بْنِ حُذَيْفَةَ قَالَ قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي وَفْدِ ثَقِيفٍ فَنَزَّلُوا الأَحْلاَفَ عَلَى الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ وَأَنْزَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَنِي مَالِكٍ فِي قُبَّةٍ لَهُ فَكَانَ يَأْتِينَا كُلَّ لَيْلَةٍ بَعْدَ الْعِشَاءِ فَيُحَدِّثُنَا قَائِمًا عَلَى رِجْلَيْهِ حَتَّى يُرَاوِحَ بَيْنَ رِجْلَيْهِ وَأَكْثَرُ مَا يُحَدِّثُنَا مَا لَقِيَ مِنْ قَوْمِهِ مِنْ قُرَيْشٍ وَيَقُولُ " وَلاَ سَوَاءَ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ مُسْتَذَلِّينَ فَلَمَّا خَرَجْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ كَانَتْ سِجَالُ الْحَرْبِ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ نُدَالُ عَلَيْهِمْ وَيُدَالُونَ عَلَيْنَا " . فَلَمَّا كَانَ ذَاتَ لَيْلَةٍ أَبْطَأَ عَنِ الْوَقْتِ الَّذِي كَانَ يَأْتِينَا فِيهِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَقَدْ أَبْطَأْتَ عَلَيْنَا اللَّيْلَةَ . قَالَ " إِنَّهُ طَرَأَ عَلَىَّ حِزْبِي مِنَ الْقُرْآنِ فَكَرِهْتُ أَنْ أَخْرُجَ حَتَّى أُتِمَّهُ " . قَالَ أَوْسٌ فَسَأَلْتُ أَصْحَابَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَيْفَ تُحَزِّبُونَ الْقُرْآنَ قَالُوا ثَلاَثٌ وَخَمْسٌ وَسَبْعٌ وَتِسْعٌ وَإِحْدَى عَشْرَةَ وَثَلاَثَ عَشْرَةَ وَحِزْبُ الْمُفَصَّلِ .

Hata bildir

Sünen-i İbn Mâce 1345 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü