Furay'a bint Mâlik (radıyallahu anhâ) şöyle rivayet etti:
Kocam (kaçan) kölelerini aramak için çıktı. Kadûm'un bir kenarında onlara yetişti; onlar da onu öldürdüler. Kocamın ölüm haberi geldiğinde ben, Ensâr'ın evlerinden, ailemin evine uzak bir evde bulunuyordum. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Kocamın ölüm haberi geldi; ben ise ailemin ve kardeşlerimin evine uzak bir evdeyim. (Kocam) bana harcanacak bir mal, mirasçısı olduğum bir mal ve sahip olduğu bir ev bırakmadı. Eğer bana izin vermeyi uygun görürsen ailemin ve kardeşlerimin evine gideyim; bu benim için daha sevimli ve bazı işlerimi toparlamam için daha elverişlidir” dedim. “Dilersen öyle yap” buyurdu. Allah'ın, Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) diliyle benim için verdiği hükümden dolayı gözüm aydın olarak (sevinçle) çıktım. Mescidde –veya odanın bir kısmında– iken beni çağırdı ve: “Ne demiştin?” buyurdu. Ona (durumu) anlattım. Bunun üzerine: “Kocanın ölüm haberinin geldiği evinde, (Allah'ın) yazdığı süre dolana kadar kal” buyurdu. (Furay'a) dedi ki: Ben de orada dört ay on gün iddet bekledim.
Sünen-i İbn Mâce 2031, Kitap 10, Hadis 16