Karnını yarıp kalbinde ne olduğunu öğrenseydin ya! Ne söylediğini kabul ettin, ne de kalbindekini biliyorsun.

Kaynak
Sünen-i İbn Mâce 3930, Kitap 36, Hadis 4
Türkçe meal

İmrân b. Husayn (radıyallahu anh) şöyle anlattı:

Nâfi' b. el-Ezrak ve arkadaşları geldiler ve: “Ey İmrân! Helak oldun!” dediler. (İmrân): “Helak olmadım” dedi. “Hayır, (helak oldun)” dediler. “Beni helak eden şey nedir?” dedi. Dediler ki: “Allah, 'Fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın' (Enfâl 8/39) buyuruyor.” (İmrân) şöyle dedi: “Biz onlarla, onları sürüp çıkarıncaya kadar savaştık ve din tamamen Allah'ın oldu. İsterseniz size Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) işittiğim bir hadis anlatayım.” “Sen onu Resûlullah'tan (sallallahu aleyhi ve sellem) mi işittin?” dediler. (İmrân) şöyle dedi: “Evet. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında bulundum; o, Müslümanlardan bir orduyu müşriklere göndermişti. Onlarla karşılaşınca çetin bir şekilde savaştılar; (müşrikler) sırtlarını dönüp kaçtılar. Akrabalarımdan bir adam müşriklerden bir adama mızrakla saldırdı. Onu yakalayınca (müşrik): 'Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik ederim; ben Müslümanım' dedi. Ama o, mızrağı saplayıp onu öldürdü. Sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: 'Ey Allah'ın Resûlü! Helak oldum' dedi. (Resûlullah) bir veya iki defa: 'Ne yaptın?' buyurdu. O da yaptığını ona haber verdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: 'Karnını yarıp kalbinde ne olduğunu öğrenseydin ya!' buyurdu. (Adam): 'Ey Allah'ın Resûlü! Karnını yarsaydım kalbinde ne olduğunu bilecek miydim?' dedi. (Resûlullah): 'Ne onun söylediğini kabul ettin, ne de kalbinde olanı biliyorsun' buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona (başka bir şey söylemeyip) sustu. (Adam) çok geçmeden öldü. Onu defnettik; sabah olunca yerin üstünde (duruyor)du. 'Belki bir düşmanı onu (mezarından) çıkarmıştır' dediler. Onu (yine) defnettik, sonra kölelerimize onu beklemelerini emrettik. Sabah olunca yine yerin üstündeydi. 'Belki köleler uyuklamıştır' dedik. Onu (tekrar) defnettik, sonra onu bizzat kendimiz bekledik. Sabah olunca yine yerin üstündeydi. Bunun üzerine onu şu dağ geçitlerinden birine attık.”

Sünen-i İbn Mâce 3930, Kitap 36, Hadis 4

Arapça metin
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ السُّمَيْطِ بْنِ السُّمَيْرِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، قَالَ أَتَى نَافِعُ بْنُ الأَزْرَقِ وَأَصْحَابُهُ فَقَالُوا هَلَكْتَ يَا عِمْرَانُ . قَالَ مَا هَلَكْتُ . قَالُوا بَلَى . قَالَ مَا الَّذِي أَهْلَكَنِي قَالُوا قَالَ اللَّهُ {وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ} . قَالَ قَدْ قَاتَلْنَاهُمْ حَتَّى نَفَيْنَاهُمْ فَكَانَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ إِنْ شِئْتُمْ حَدَّثْتُكُمْ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالُوا وَأَنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . قَالَ نَعَمْ شَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَدْ بَعَثَ جَيْشًا مِنَ الْمُسْلِمِينَ إِلَى الْمُشْرِكِينَ فَلَمَّا لَقُوهُمْ قَاتَلُوهُمْ قِتَالاً شَدِيدًا فَمَنَحُوهُمْ أَكْتَافَهُمْ فَحَمَلَ رَجُلٌ مِنْ لُحْمَتِي عَلَى رَجُلٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ بِالرُّمْحِ فَلَمَّا غَشِيَهُ قَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ إِنِّي مُسْلِمٌ فَطَعَنَهُ فَقَتَلَهُ فَأَتَى رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلَكْتُ قَالَ " وَمَا الَّذِي صَنَعْتَ " . مَرَّةً أَوْ مَرَّتَيْنِ فَأَخْبَرَهُ بِالَّذِي صَنَعَ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " فَهَلاَّ شَقَقْتَ عَنْ بَطْنِهِ فَعَلِمْتَ مَا فِي قَلْبِهِ " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ شَقَقْتُ بَطْنَهُ أَكُنْتُ أَعْلَمُ مَا فِي قَلْبِهِ قَالَ " فَلاَ أَنْتَ قَبِلْتَ مَا تَكَلَّمَ بِهِ وَلاَ أَنْتَ تَعْلَمُ مَا فِي قَلْبِهِ " . قَالَ فَسَكَتَ عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمْ يَلْبَثْ إِلاَّ يَسِيرًا حَتَّى مَاتَ فَدَفَنَّاهُ فَأَصْبَحَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ فَقَالُوا لَعَلَّ عَدُوًّا نَبَشَهُ فَدَفَنَّاهُ ثُمَّ أَمَرْنَا غِلْمَانَنَا يَحْرُسُونَهُ فَأَصْبَحَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ فَقُلْنَا لَعَلَّ الْغِلْمَانَ نَعَسُوا فَدَفَنَّاهُ ثُمَّ حَرَسْنَاهُ بِأَنْفُسِنَا فَأَصْبَحَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ فَأَلْقَيْنَاهُ فِي بَعْضِ تِلْكَ الشِّعَابِ .

Hata bildir

Sünen-i İbn Mâce 3930 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü