Salih adam kabrinde korkmadan oturtulur; ona "Kesin inanç üzere idin, onun üzere öldün" denir.

Kaynak
Sünen-i İbn Mâce 4268, Kitap 37, Hadis 169
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölü kabre varır. Salih adam kabrinde korkmadan ve dehşete düşmeden oturtulur. Sonra ona: 'Sen ne (din) üzere idin?' denir. 'İslâm üzere idim' der. Ona: 'Bu adam kimdir?' denir. 'Muhammed Resûlullah'tır (sallallahu aleyhi ve sellem). Bize Allah katından apaçık delillerle geldi; biz de onu tasdik ettik' der. Ona: 'Allah'ı gördün mü?' denir. 'Hiç kimsenin Allah'ı (dünyada) görmesi mümkün değildir' der. Ona cehennem tarafına doğru bir pencere açılır; oraya bakar, (cehennemin) bir kısmı diğerini kırıp geçirmektedir. Ona: 'Allah'ın seni koruduğu şeye bak' denir. Sonra ona cennet tarafına doğru bir pencere açılır; onun güzelliğine ve içindekilere bakar. Ona: 'Bu senin yerindir' denir ve ona: 'Kesin inanç üzere idin, onun üzere öldün ve inşallah onun üzere diriltileceksin' denir. Kötü adam ise kabrinde korkmuş ve dehşete düşmüş olarak oturtulur. Ona: 'Sen ne (din) üzere idin?' denir. 'Bilmiyorum' der. Ona: 'Bu adam kimdir?' denir. 'İnsanların bir söz söylediklerini işittim, ben de onu söyledim' der. Ona cennet tarafına doğru (bir pencere) açılır; onun güzelliğine ve içindekilere bakar. Ona: 'Allah'ın senden çevirdiği şeye bak' denir. Sonra ona cehennem tarafına doğru bir pencere açılır; oraya bakar, (cehennemin) bir kısmı diğerini kırıp geçirmektedir. Ona: 'Bu senin yerindir. Şüphe üzere idin, onun üzere öldün ve inşallah onun üzere diriltileceksin' denir.”

Sünen-i İbn Mâce 4268, Kitap 37, Hadis 169

Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ : " إِنَّ الْمَيِّتَ يَصِيرُ إِلَى الْقَبْرِ فَيُجْلَسُ الرَّجُلُ الصَّالِحُ فِي قَبْرِهِ غَيْرَ فَزِعٍ وَلاَ مَشْعُوفٍ ثُمَّ يُقَالُ لَهُ : فِيمَ كُنْتَ فَيَقُولُ : كُنْتُ فِي الإِسْلاَمِ . فَيُقَالُ لَهُ : مَا هَذَا الرَّجُلُ فَيَقُولُ : مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ فَصَدَّقْنَاهُ . فَيُقَالُ لَهُ : هَلْ رَأَيْتَ اللَّهَ فَيَقُولُ : مَا يَنْبَغِي لأَحَدٍ أَنْ يَرَى اللَّهَ . فَيُفْرَجُ لَهُ فُرْجَةٌ قِبَلَ النَّارِ فَيَنْظُرُ إِلَيْهَا يَحْطِمُ بَعْضُهَا بَعْضًا فَيُقَالُ لَهُ : انْظُرْ إِلَى مَا وَقَاكَ اللَّهُ . ثُمَّ يُفْرَجُ لَهُ فُرْجَةٌ قِبَلَ الْجَنَّةِ فَيَنْظُرُ إِلَى زَهْرَتِهَا وَمَا فِيهَا فَيُقَالُ لَهُ : هَذَا مَقْعَدُكَ . وَيُقَالُ لَهُ : عَلَى الْيَقِينِ كُنْتَ وَعَلَيْهِ مُتَّ وَعَلَيْهِ تُبْعَثُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ . وَيُجْلَسُ الرَّجُلُ السُّوءُ فِي قَبْرِهِ فَزِعًا مَشْعُوفًا فَيُقَالُ لَهُ : فِيمَ كُنْتَ فَيَقُولُ : لاَ أَدْرِي . فَيُقَالُ لَهُ : مَا هَذَا الرَّجُلُ فَيَقُولُ : سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ قَوْلاً فَقُلْتُهُ . فَيُفْرَجُ لَهُ قِبَلَ الْجَنَّةِ فَيَنْظُرُ إِلَى زَهْرَتِهَا وَمَا فِيهَا فَيُقَالُ لَهُ : انْظُرْ إِلَى مَا صَرَفَ اللَّهُ عَنْكَ . ثُمَّ يُفْرَجُ لَهُ فُرْجَةٌ قِبَلَ النَّارِ فَيَنْظُرُ إِلَيْهَا يَحْطِمُ بَعْضُهَا بَعْضًا فَيُقَالُ لَهُ : هَذَا مَقْعَدُكَ عَلَى الشَّكِّ كُنْتَ وَعَلَيْهِ مُتَّ وَعَلَيْهِ تُبْعَثُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى " .

Hata bildir

Sünen-i İbn Mâce 4268 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü