Ben insanların kalplerini delip bakmakla ve karınlarını yarmakla emrolunmadım.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1064b, Kitap 12, Hadis 189
Türkçe meal

Ebû Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Ali b. Ebû Tâlib, Yemen'den Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) karaz ile tabaklanmış bir deri içinde, toprağından ayrıştırılmamış bir parça altın gönderdi. (Peygamber) onu dört kişi arasında paylaştırdı: Uyeyne b. Hısn, Akra' b. Hâbis, Zeydü'l-Hayl; dördüncüsü ya Alkame b. Ulâse ya da Âmir b. et-Tufeyl. Ashâbından bir adam: “Biz buna bunlardan daha lâyıktık” dedi. Bu, Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) ulaştı ve şöyle buyurdu: “Bana güvenmiyor musunuz? Hâlbuki ben gökte olanın güvenilir kişisiyim; bana sabah akşam göğün haberi geliyor.”

Gözleri çökük, elmacık kemikleri çıkık, alnı yüksek, sakalı gür, başı tıraşlı, izârı yukarı kıvrık bir adam kalktı ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Allah'tan kork” dedi. “Yazıklar olsun sana! Yeryüzü halkı içinde Allah'tan korkmaya en lâyık olan ben değil miyim?” buyurdu. Sonra adam arkasını dönüp gitti. Hâlid b. el-Velîd: “Ey Allah'ın Resûlü! Boynunu vurmayayım mı?” dedi. “Hayır, belki namaz kılıyordur” buyurdu. Hâlid: “Diliyle kalbinde olmayanı söyleyen nice namaz kılan var” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben insanların kalplerini delip bakmakla ve karınlarını yarmakla emrolunmadım” buyurdu. Sonra o arkasını dönmüş giderken ona baktı ve şöyle buyurdu: “Bunun soyundan Allah'ın Kitabı'nı (dilleriyle) taze taze okuyan, (fakat Kur'an) gırtlaklarını geçmeyen bir topluluk çıkacak. Okun avı delip çıktığı gibi dinden çıkacaklar.” —(Ravi:) Sanırım şöyle de buyurdu:— “Onlara yetişirsem, Semûd kavminin öldürüldüğü gibi onları mutlaka öldürürüm.”

Sahîh-i Müslim 1064b, Kitap 12, Hadis 189

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ، الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي نُعْمٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ بَعَثَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْيَمَنِ بِذَهَبَةٍ فِي أَدِيمٍ مَقْرُوظٍ لَمْ تُحَصَّلْ مِنْ تُرَابِهَا - قَالَ - فَقَسَمَهَا بَيْنَ أَرْبَعَةِ نَفَرٍ بَيْنَ عُيَيْنَةَ بْنِ حِصْنٍ وَالأَقْرَعِ بْنِ حَابِسٍ وَزَيْدِ الْخَيْلِ وَالرَّابِعُ إِمَّا عَلْقَمَةُ بْنُ عُلاَثَةَ وَإِمَّا عَامِرُ بْنُ الطُّفَيْلِ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ كُنَّا نَحْنُ أَحَقَّ بِهَذَا مِنْ هَؤُلاَءِ - قَالَ - فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ " أَلاَ تَأْمَنُونِي وَأَنَا أَمِينُ مَنْ فِي السَّمَاءِ يَأْتِينِي خَبَرُ السَّمَاءِ صَبَاحًا وَمَسَاءً " . قَالَ فَقَامَ رَجُلٌ غَائِرُ الْعَيْنَيْنِ مُشْرِفُ الْوَجْنَتَيْنِ نَاشِزُ الْجَبْهَةِ كَثُّ اللِّحْيَةِ مَحْلُوقُ الرَّأْسِ مُشَمَّرُ الإِزَارِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اتَّقِ اللَّهَ . فَقَالَ " وَيْلَكَ أَوَلَسْتُ أَحَقَّ أَهْلِ الأَرْضِ أَنْ يَتَّقِيَ اللَّهَ " . قَالَ ثُمَّ وَلَّى الرَّجُلُ فَقَالَ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ أَضْرِبُ عُنُقَهُ فَقَالَ " لاَ لَعَلَّهُ أَنْ يَكُونَ يُصَلِّي " . قَالَ خَالِدٌ وَكَمْ مِنْ مُصَلٍّ يَقُولُ بِلِسَانِهِ مَا لَيْسَ فِي قَلْبِهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لَمْ أُومَرْ أَنْ أَنْقُبَ عَنْ قُلُوبِ النَّاسِ وَلاَ أَشُقَّ بُطُونَهُمْ " . قَالَ ثُمَّ نَظَرَ إِلَيْهِ وَهُوَ مُقَفٍّ فَقَالَ " إِنَّهُ يَخْرُجُ مِنْ ضِئْضِئِ هَذَا قَوْمٌ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ رَطْبًا لاَ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ يَمْرُقُونَ مِنَ الدِّينِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ - قَالَ أَظُنُّهُ قَالَ - لَئِنْ أَدْرَكْتُهُمْ لأَقْتُلَنَّهُمْ قَتْلَ ثَمُودَ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1064 b metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü