Ya'lâ b. Ümeyye (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Ci'râne'de iken üzerinde halûk (koku karışımı) —ya da sarı boya izi— bulunan bir cübbe giymiş bir adam ona gelip: “Umremde ne yapmamı emredersin?” dedi. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) vahiy indi; bir elbiseyle örtüldü. Ya'lâ: “Vahiy inerken Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) görmeyi isterdim” derdi. (Ömer): “Vahiy inmişken Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) bakmak seni sevindirir mi?” dedi ve elbisenin ucunu kaldırdı. Ona baktım; genç bir devenin hırıltısı gibi hırıltısı vardı. (Vahiy hâli) geçince şöyle buyurdu: “Umreyi soran nerede? Üzerindeki sarı boya izini —ya da halûk izini— yıka, cübbeni çıkar ve haccında ne yapıyorsan umrende de onu yap.”
Sahîh-i Müslim 1180a, Kitap 15, Hadis 8
حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ صَفْوَانَ، بْنِ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ عَنْ أَبِيهِ، - رضى الله عنه - قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْجِعْرَانَةِ عَلَيْهِ جُبَّةٌ وَعَلَيْهَا خَلُوقٌ - أَوْ قَالَ أَثَرُ صُفْرَةٍ - فَقَالَ كَيْفَ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصْنَعَ فِي عُمْرَتِي قَالَ وَأُنْزِلَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْوَحْىُ فَسُتِرَ بِثَوْبٍ وَكَانَ يَعْلَى يَقُولُ وَدِدْتُ أَنِّي أَرَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ نَزَلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ - قَالَ - فَقَالَ أَيَسُرُّكَ أَنْ تَنْظُرَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ قَالَ فَرَفَعَ عُمَرُ طَرَفَ الثَّوْبِ فَنَظَرْتُ إِلَيْهِ لَهُ غَطِيطٌ - قَالَ وَأَحْسِبُهُ قَالَ - كَغَطِيطِ الْبَكْرِ - قَالَ - فَلَمَّا سُرِّيَ عَنْهُ قَالَ " أَيْنَ السَّائِلُ عَنِ الْعُمْرَةِ اغْسِلْ عَنْكَ أَثَرَ الصُّفْرَةِ - أَوْ قَالَ أَثَرَ الْخَلُوقِ - وَاخْلَعْ عَنْكَ جُبَّتَكَ وَاصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ مَا أَنْتَ صَانِعٌ فِي حَجِّكَ " .