İbn Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında birbirine arka çıkan iki kadını Ömer'e sormak istiyordum. Bir yıl kaldım, bunun için uygun bir fırsat bulamadım. Nihayet Mekke'ye (giderken) ona arkadaş oldum. Merrü'z-Zahrân'da ihtiyacını gidermeye gitti ve: “Bana bir matara su getir” dedi. Getirdim. İhtiyacını giderip dönünce ona su dökmeye başladım ve (soruyu) hatırlayıp: “Ey mü'minlerin emîri! O iki kadın kimdir?” dedim. Sözümü bitirmeden: “Âişe ile Hafsa” dedi.
Sahîh-i Müslim 1479d, Kitap 18, Hadis 43
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، سَمِعَ عُبَيْدَ بْنَ حُنَيْنٍ، - وَهُوَ مَوْلَى الْعَبَّاسِ - قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ كُنْتُ أُرِيدُ أَنْ أَسْأَلَ، عُمَرَ عَنِ الْمَرْأَتَيْنِ اللَّتَيْنِ تَظَاهَرَتَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَبِثْتُ سَنَةً مَا أَجِدُ لَهُ مَوْضِعًا حَتَّى صَحِبْتُهُ إِلَى مَكَّةَ فَلَمَّا كَانَ بِمَرِّ الظَّهْرَانِ ذَهَبَ يَقْضِي حَاجَتَهُ فَقَالَ أَدْرِكْنِي بِإِدَاوَةٍ مِنْ مَاءٍ فَأَتَيْتُهُ بِهَا فَلَمَّا قَضَى حَاجَتَهُ وَرَجَعَ ذَهَبْتُ أَصُبُّ عَلَيْهِ وَذَكَرْتُ فَقُلْتُ لَهُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ مَنِ الْمَرْأَتَانِ فَمَا قَضَيْتُ كَلاَمِي حَتَّى قَالَ عَائِشَةُ وَحَفْصَةُ .