Mâiz'in tevbesi bir ümmete yetecek kadar büyüktü; Gâmidli kadına doğumdan sonra had uygulandı.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 1695a, Kitap 29, Hadis 34
Türkçe meal

Büreyde (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Mâiz b. Mâlik Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Beni temizle” dedi. “Yazık sana! Dön, Allah'tan bağışlanma dile ve O'na tevbe et” buyurdu. (Mâiz) çok uzaklaşmadan döndü, sonra gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Beni temizle” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yazık sana! Dön, Allah'tan bağışlanma dile ve O'na tevbe et” buyurdu. Çok uzaklaşmadan döndü, sonra gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Beni temizle” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) yine öyle buyurdu. Dördüncü defa olunca Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Seni neden temizleyeyim?” buyurdu. “Zinadan” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onda delilik var mı?” diye sordu. Deli olmadığı haber verildi. “İçki mi içti?” buyurdu. Bir adam kalkıp ağzını kokladı; ondan içki kokusu bulmadı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Zina ettin mi?” buyurdu. “Evet” dedi. Emretti, recmedildi. İnsanlar onun hakkında iki gruba ayrıldı: Biri: “Helak oldu; günahı onu kuşattı” diyor, öbürü: “Mâiz'in tevbesinden daha faziletli bir tevbe yoktur; Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip elini onun eline koydu, sonra 'Beni taşla öldür' dedi” diyordu. İki ya da üç gün bu hâlde kaldılar. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onlar otururken geldi, selam verip oturdu ve: “Mâiz b. Mâlik için istiğfar edin” buyurdu. “Allah Mâiz b. Mâlik'i bağışlasın” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Öyle bir tevbe etti ki bir ümmet arasında paylaştırılsa onlara yeterdi” buyurdu. Sonra Ezd'in Gâmid kolundan bir kadın gelip: “Ey Allah'ın Resûlü! Beni temizle” dedi. “Yazık sana! Dön, Allah'tan bağışlanma dile ve O'na tevbe et” buyurdu. “Seni, Mâiz b. Mâlik'i geri çevirdiğin gibi beni de geri çevirmek istiyor görüyorum” dedi. “Ne oldu?” buyurdu. Zinadan hamile olduğunu söyledi. “Sen mi?” buyurdu. “Evet” dedi. Ona: “Karnındakini doğuruncaya kadar (bekle)” buyurdu. Ensâr'dan bir adam doğuruncaya kadar onun bakımını üstlendi. Sonra Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip: “Gâmidli kadın doğurdu” dedi. “O hâlde onu, kendisini emzirecek kimsesi olmayan küçük çocuğunu bırakarak recmetmeyiz” buyurdu. Ensâr'dan bir adam kalkıp: “Ey Allah'ın Peygamberi! Onun emzirilmesi bana ait” dedi. (Büreyde) dedi ki: Bunun üzerine onu recmetti.

Sahîh-i Müslim 1695a, Kitap 29, Hadis 34

Arapça metin
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى، - وَهُوَ ابْنُ الْحَارِثِ الْمُحَارِبِيُّ - عَنْ غَيْلاَنَ، - وَهُوَ ابْنُ جَامِعٍ الْمُحَارِبِيُّ - عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ، بْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ مَاعِزُ بْنُ مَالِكٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ " وَيْحَكَ ارْجِعْ فَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ وَتُبْ إِلَيْهِ " . قَالَ فَرَجَعَ غَيْرَ بَعِيدٍ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَيْحَكَ ارْجِعْ فَاسْتَغْفِرِ اللَّهَ وَتُبْ إِلَيْهِ " . قَالَ فَرَجَعَ غَيْرَ بَعِيدٍ ثُمَّ جَاءَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ ذَلِكَ حَتَّى إِذَا كَانَتِ الرَّابِعَةُ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فِيمَ أُطَهِّرُكَ " . فَقَالَ مِنَ الزِّنَى . فَسَأَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَبِهِ جُنُونٌ " . فَأُخْبِرَ أَنَّهُ لَيْسَ بِمَجْنُونٍ . فَقَالَ " أَشَرِبَ خَمْرًا " . فَقَامَ رَجُلٌ فَاسْتَنْكَهَهُ فَلَمْ يَجِدْ مِنْهُ رِيحَ خَمْرٍ . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَزَنَيْتَ " . فَقَالَ نَعَمْ . فَأَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ فَكَانَ النَّاسُ فِيهِ فِرْقَتَيْنِ قَائِلٌ يَقُولُ لَقَدْ هَلَكَ لَقَدْ أَحَاطَتْ بِهِ خَطِيئَتُهُ وَقَائِلٌ يَقُولُ مَا تَوْبَةٌ أَفْضَلَ مِنْ تَوْبَةِ مَاعِزٍ أَنَّهُ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَوَضَعَ يَدَهُ فِي يَدِهِ ثُمَّ قَالَ اقْتُلْنِي بِالْحِجَارَةِ - قَالَ - فَلَبِثُوا بِذَلِكَ يَوْمَيْنِ أَوْ ثَلاَثَةً ثُمَّ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُمْ جُلُوسٌ فَسَلَّمَ ثُمَّ جَلَسَ فَقَالَ " اسْتَغْفِرُوا لِمَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ " . قَالَ فَقَالُوا غَفَرَ اللَّهُ لِمَاعِزِ بْنِ مَالِكٍ . - قَالَ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَقَدْ تَابَ تَوْبَةً لَوْ قُسِمَتْ بَيْنَ أُمَّةٍ لَوَسِعَتْهُمْ " . قَالَ ثُمَّ جَاءَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْ غَامِدٍ مِنَ الأَزْدِ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ طَهِّرْنِي . فَقَالَ " وَيْحَكِ ارْجِعِي فَاسْتَغْفِرِي اللَّهَ وَتُوبِي إِلَيْهِ " . فَقَالَتْ أَرَاكَ تُرِيدُ أَنْ تُرَدِّدَنِي كَمَا رَدَّدْتَ مَاعِزَ بْنَ مَالِكٍ . قَالَ " وَمَا ذَاكِ " . قَالَتْ إِنَّهَا حُبْلَى مِنَ الزِّنَا . فَقَالَ " آنْتِ " . قَالَتْ نَعَمْ . فَقَالَ لَهَا " حَتَّى تَضَعِي مَا فِي بَطْنِكِ " . قَالَ فَكَفَلَهَا رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ حَتَّى وَضَعَتْ قَالَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ قَدْ وَضَعَتِ الْغَامِدِيَّةُ . فَقَالَ " إِذًا لاَ نَرْجُمَهَا وَنَدَعَ وَلَدَهَا صَغِيرًا لَيْسَ لَهُ مَنْ يُرْضِعُهُ " . فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ إِلَىَّ رَضَاعُهُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ . قَالَ فَرَجَمَهَا .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 1695 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü