Emanet ve akrabalık Sırat'ın iki yanında durur; ilkiniz şimşek gibi geçer.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 195, Kitap 1, Hadis 388
Türkçe meal

Ebû Hüreyre ve Huzeyfe (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Tebârek ve teâlâ olan Allah insanları toplar. Müminler ayağa kalkar; nihayet cennet onlara yaklaştırılır. Âdem'e gelirler ve: ‘Ey babamız! Bizim için cenneti açtır’ derler. O şöyle der: ‘Sizi cennetten babanız Âdem'in hatasından başka bir şey mi çıkardı? Ben bunun ehli değilim. Oğlum, Allah'ın dostu (Halîlullah) İbrâhîm'e gidin.’ İbrâhîm şöyle der: ‘Ben bunun ehli değilim. Ben ancak (perde) arkasının arkasından bir dost idim. Allah'ın kendisiyle gerçekten konuştuğu Mûsâ'ya (sallallahu aleyhi ve sellem) yönelin.’ Mûsâ'ya (sallallahu aleyhi ve sellem) gelirler; o da: ‘Ben bunun ehli değilim. Allah'ın kelimesi ve ruhu olan Îsâ'ya gidin’ der. Îsâ (sallallahu aleyhi ve sellem) da: ‘Ben bunun ehli değilim’ der. Bunun üzerine Muhammed'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelirler. O kalkar ve kendisine izin verilir. Emanet ve akrabalık (rahim) gönderilir; Sırat'ın iki yanında, sağda ve solda dururlar. Sizin ilkiniz şimşek gibi geçer.”

(Râvi) dedi ki: “Babam anam sana feda olsun, şimşeğin geçişi gibi olan nedir?” dedim. Şöyle buyurdu: “Şimşeğin göz açıp kapayıncaya kadar nasıl geçip döndüğünü görmediniz mi? Sonra rüzgârın geçişi gibi, sonra kuşun geçişi ve adamların koşusu gibi (geçerler); amelleri onları koşturur. Peygamberiniz de Sırat'ın üzerinde durur ve: ‘Rabbim, selamete erdir, selamete erdir!’ der. Nihayet kulların amelleri aciz kalır; öyle ki adam gelir, sürünmekten başka türlü yürüyemez. Sırat'ın iki kenarında da asılı kancalar vardır; yakalanması emredilen kimseyi yakalamakla emrolunmuşlardır. (Kimi) tırmalanmış olarak kurtulur, (kimi) de üst üste yığılarak ateşe atılır.”

Ebû Hüreyre'nin canı elinde olana yemin ederim ki cehennemin dibi yetmiş yıllık (mesafedir).

Sahîh-i Müslim 195, Kitap 1, Hadis 388

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَرِيفِ بْنِ خَلِيفَةَ الْبَجَلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَالِكٍ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَأَبُو مَالِكٍ عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَجْمَعُ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى النَّاسَ فَيَقُومُ الْمُؤْمِنُونَ حَتَّى تُزْلَفَ لَهُمُ الْجَنَّةُ فَيَأْتُونَ آدَمَ فَيَقُولُونَ يَا أَبَانَا اسْتَفْتِحْ لَنَا الْجَنَّةَ . فَيَقُولُ وَهَلْ أَخْرَجَكُمْ مِنَ الْجَنَّةِ إِلاَّ خَطِيئَةُ أَبِيكُمْ آدَمَ لَسْتُ بِصَاحِبِ ذَلِكَ اذْهَبُوا إِلَى ابْنِي إِبْرَاهِيمَ خَلِيلِ اللَّهِ - قَالَ - فَيَقُولُ إِبْرَاهِيمُ لَسْتُ بِصَاحِبِ ذَلِكَ إِنَّمَا كُنْتُ خَلِيلاً مِنْ وَرَاءَ وَرَاءَ اعْمِدُوا إِلَى مُوسَى صلى الله عليه وسلم الَّذِي كَلَّمَهُ اللَّهُ تَكْلِيمًا . فَيَأْتُونَ مُوسَى صلى الله عليه وسلم فَيَقُولُ لَسْتُ بِصَاحِبِ ذَلِكَ اذْهَبُوا إِلَى عِيسَى كَلِمَةِ اللَّهِ وَرُوحِهِ . فَيَقُولُ عِيسَى صلى الله عليه وسلم لَسْتُ بِصَاحِبِ ذَلِكَ . فَيَأْتُونَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَيَقُومُ فَيُؤْذَنُ لَهُ وَتُرْسَلُ الأَمَانَةُ وَالرَّحِمُ فَتَقُومَانِ جَنَبَتَىِ الصِّرَاطِ يَمِينًا وَشِمَالاً فَيَمُرُّ أَوَّلُكُمْ كَالْبَرْقِ " . قَالَ قُلْتُ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي أَىُّ شَىْءٍ كَمَرِّ الْبَرْقِ قَالَ " أَلَمْ تَرَوْا إِلَى الْبَرْقِ كَيْفَ يَمُرُّ وَيَرْجِعُ فِي طَرْفَةِ يْنٍ ثُمَّ كَمَرِّ الرِّيحِ ثُمَّ كَمَرِّ الطَّيْرِ وَشَدِّ الرِّجَالِ تَجْرِي بِهِمْ أَعْمَالُهُمْ وَنَبِيُّكُمْ قَائِمٌ عَلَى الصِّرَاطِ يَقُولُ رَبِّ سَلِّمْ سَلِّمْ حَتَّى تَعْجِزَ أَعْمَالُ الْعِبَادِ حَتَّى يَجِيءَ الرَّجُلُ فَلاَ يَسْتَطِيعُ السَّيْرَ إِلاَّ زَحْفًا - قَالَ - وَفِي حَافَتَىِ الصِّرَاطِ كَلاَلِيبُ مُعَلَّقَةٌ مَأْمُورَةٌ بِأَخْذِ مَنْ أُمِرَتْ بِهِ فَمَخْدُوشٌ نَاجٍ وَمَكْدُوسٌ فِي النَّارِ " . وَالَّذِي نَفْسُ أَبِي هُرَيْرَةَ بِيَدِهِ إِنَّ قَعْرَ جَهَنَّمَ لَسَبْعُونَ خَرِيفًا .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 195 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü