Dünyada ipeği ancak ahirette nasibi olmayan kimse giyer.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 2068c, Kitap 37, Hadis 18
Türkçe meal

Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:

Ömer, Utârid et-Temîmî'nin çarşıda ipek çizgili bir hulleyi satışa çıkardığını gördü —(Utârid) krallara gidip gelen ve onlardan (ihsan) elde eden bir adamdı—. Ömer: “Ey Allah'ın Resûlü! Utârid'in çarşıda ipek çizgili bir hulleyi satışa çıkardığını gördüm. Keşke onu satın alsan da sana geldiklerinde Arap heyetlerine (karşı) giysen” dedi —Zannederim “ve cuma günü giysen” de dedi—. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Dünyada ipeği ancak ahirette nasibi olmayan kimse giyer” buyurdu. Bundan sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) ipek çizgili hulleler getirildi. Ömer'e bir hulle gönderdi, Üsâme b. Zeyd'e bir hulle gönderdi, Ali b. Ebû Tâlib'e de bir hulle verdi ve: “Bunu ailendeki kadınlar arasında başörtüleri (yapmak üzere) parçala” buyurdu. (İbn Ömer) dedi ki: Ömer hullesini taşıyarak geldi ve: “Ey Allah'ın Resûlü! Bunu bana gönderdin; oysa dün Utârid'in hullesi hakkında söyleyeceğini söylemiştin” dedi. (Resûlullah): “Ben onu sana giyesin diye göndermedim; ancak onunla bir şey elde edesin diye gönderdim” buyurdu. Üsâme'ye gelince, o hullesini giyerek geldi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona öyle bir baktı ki (Üsâme), Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yaptığı şeyi hoş görmediğini anladı. “Ey Allah'ın Resûlü! Bana neden (böyle) bakıyorsun? Onu bana sen gönderdin” dedi. (Resûlullah): “Ben onu sana giyesin diye göndermedim; ancak ailendeki kadınlar arasında başörtüleri (yapmak üzere) parçalayasın diye gönderdim” buyurdu.

Sahîh-i Müslim 2068c, Kitap 37, Hadis 18

Arapça metin
وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، حَدَّثَنَا نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَى عُمَرُ عُطَارِدًا التَّمِيمِيَّ يُقِيمُ بِالسُّوقِ حُلَّةً سِيَرَاءَ - وَكَانَ رَجُلاً يَغْشَى الْمُلُوكَ وَيُصِيبُ مِنْهُمْ - فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي رَأَيْتُ عُطَارِدًا يُقِيمُ فِي السُّوقِ حُلَّةً سِيَرَاءَ فَلَوِ اشْتَرَيْتَهَا فَلَبِسْتَهَا لِوُفُودِ الْعَرَبِ إِذَا قَدِمُوا عَلَيْكَ - وَأَظُنُّهُ قَالَ وَلَبِسْتَهَا يَوْمَ الْجُمُعَةِ - فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا يَلْبَسُ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ فِي الآخِرَةِ " . فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحُلَلٍ سِيَرَاءَ فَبَعَثَ إِلَى عُمَرَ بِحُلَّةٍ وَبَعَثَ إِلَى أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ بِحُلَّةٍ وَأَعْطَى عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ حُلَّةً وَقَالَ " شَقِّقْهَا خُمُرًا بَيْنَ نِسَائِكَ " . قَالَ فَجَاءَ عُمَرُ بِحُلَّتِهِ يَحْمِلُهَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَعَثْتَ إِلَىَّ بِهَذِهِ وَقَدْ قُلْتَ بِالأَمْسِ فِي حُلَّةِ عُطَارِدٍ مَا قُلْتَ فَقَالَ " إِنِّي لَمْ أَبْعَثْ بِهَا إِلَيْكَ لِتَلْبَسَهَا وَلَكِنِّي بَعَثْتُ بِهَا إِلَيْكَ لِتُصِيبَ بِهَا " . وَأَمَّا أُسَامَةُ فَرَاحَ فِي حُلَّتِهِ فَنَظَرَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَظَرًا عَرَفَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَنْكَرَ مَا صَنَعَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَنْظُرُ إِلَىَّ فَأَنْتَ بَعَثْتَ إِلَىَّ بِهَا فَقَالَ " إِنِّي لَمْ أَبْعَثْ إِلَيْكَ لِتَلْبَسَهَا وَلَكِنِّي بَعَثْتُ بِهَا إِلَيْكَ لِتُشَقِّقَهَا خُمُرًا بَيْنَ نِسَائِكَ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 2068 c metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü