Enes b. Mâlik (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:
Ümmü Süleym'in —ki o Enes'in annesidir— yanında yetim bir kız vardı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yetim kızı gördü ve: “Sen o musun? Gerçekten büyümüşsün; yaşın büyümesin!” buyurdu. Yetim kız ağlayarak Ümmü Süleym'e döndü. Ümmü Süleym: “Neyin var kızım?” dedi. Kız: “Allah'ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşım büyümesin diye bana beddua etti; artık yaşım hiç büyümeyecek” dedi —ya da “çağım” dedi—. Bunun üzerine Ümmü Süleym acele ile başörtüsünü (başına) dolayarak çıktı ve Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) kavuştu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Neyin var, ey Ümmü Süleym?” buyurdu. Ümmü Süleym: “Ey Allah'ın Peygamberi! Yetimime beddua mı ettin?” dedi. “O da ne, ey Ümmü Süleym?” buyurdu. “(Kız) senin, yaşı büyümesin, çağı büyümesin diye beddua ettiğini söylüyor” dedi. (Enes) dedi ki: Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) güldü, sonra şöyle buyurdu: “Ey Ümmü Süleym! Rabbime koştuğum şartı bilmiyor musun? Rabbime şart koştum ve şöyle dedim: Ben ancak bir beşerim; beşerin razı olduğu gibi razı olurum, beşerin kızdığı gibi kızarım. Ümmetimden, ehil olmadığı bir bedduayla beddua ettiğim herhangi bir kimse için, (Rabbim) onu, kıyamet gününde kendisiyle (Allah'a) yaklaşacağı bir temizlik, arınma ve yakınlık vesilesi kılsın.”
Ebû Ma'n, hadisin üç yerinde de küçültme ile “yüteyyime” (küçük yetim kız) dedi.
Sahîh-i Müslim 2603, Kitap 45, Hadis 124