Tebük'te azık bereketi: Bu ikisi hakkında şüphe etmeden Allah'a kavuşan kul cennetten alıkonulmaz.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 27b, Kitap 1, Hadis 46
Türkçe meal

Ebû Hüreyre ya da Ebû Saîd (el-Hudrî) (radıyallahu anhümâ) –A'meş şüphe etti– şöyle rivayet etti:

Tebük gazvesi olunca insanları bir açlık bastı. “Ey Allah'ın Resûlü! Bize izin versen de su develerimizi kesip yesek ve (yağlarını) sürünsek” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yapın” buyurdu. Derken Ömer gelip şöyle dedi: “Ey Allah'ın Resûlü! Eğer bunu yaparsan binek azalır. Fakat onları artan azıklarıyla çağır, sonra onların üzerine Allah'tan onlar için bereket dile; umulur ki Allah buna (bereket) kılar.” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Olur” buyurdu. Sonra deriden bir yaygı istedi ve onu yaydı. Sonra artan azıklarını istedi. Kimi bir avuç darı, kimi bir avuç hurma, kimi de bir ekmek parçası getirmeye başladı; nihayet yaygının üzerinde bundan az bir şey toplandı. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun üzerine bereket duası etti, sonra: “Kaplarınıza alın” buyurdu. Kaplarına aldılar; öyle ki orduda doldurmadıkları hiçbir kap bırakmadılar. Doyuncaya kadar yediler, bir miktar da arttı. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah'tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah'ın elçisi olduğuma şahitlik ederim. Bu ikisi hakkında şüphe etmeyerek bunlarla Allah'a kavuşan hiçbir kul cennetten alıkonulmaz.”

Sahîh-i Müslim 27b, Kitap 1, Hadis 46

Arapça metin
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ عُثْمَانَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ جَمِيعًا عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، - قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، - عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَوْ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، - شَكَّ الأَعْمَشُ - قَالَ لَمَّا كَانَ غَزْوَةُ تَبُوكَ أَصَابَ النَّاسَ مَجَاعَةٌ . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَذِنْتَ لَنَا فَنَحَرْنَا نَوَاضِحَنَا فَأَكَلْنَا وَادَّهَنَّا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " افْعَلُوا " . قَالَ فَجَاءَ عُمَرُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ فَعَلْتَ قَلَّ الظَّهْرُ وَلَكِنِ ادْعُهُمْ بِفَضْلِ أَزْوَادِهِمْ ثُمَّ ادْعُ اللَّهَ لَهُمْ عَلَيْهَا بِالْبَرَكَةِ لَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَ فِي ذَلِكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَعَمْ " . قَالَ فَدَعَا بِنِطَعٍ فَبَسَطَهُ ثُمَّ دَعَا بِفَضْلِ أَزْوَادِهِمْ - قَالَ - فَجَعَلَ الرَّجُلُ يَجِيءُ بِكَفِّ ذُرَةٍ - قَالَ - وَيَجِيءُ الآخَرُ بَكَفِّ تَمْرٍ - قَالَ - وَيَجِيءُ الآخَرُ بِكِسْرَةٍ حَتَّى اجْتَمَعَ عَلَى النِّطَعِ مِنْ ذَلِكَ شَىْءٌ يَسِيرٌ - قَالَ - فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَيْهِ بِالْبَرَكَةِ ثُمَّ قَالَ " خُذُوا فِي أَوْعِيَتِكُمْ " . قَالَ فَأَخَذُوا فِي أَوْعِيَتِهِمْ حَتَّى مَا تَرَكُوا فِي الْعَسْكَرِ وِعَاءً إِلاَّ مَلأُوهُ - قَالَ - فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا وَفَضِلَتْ فَضْلَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ لاَ يَلْقَى اللَّهَ بِهِمَا عَبْدٌ غَيْرَ شَاكٍّ فَيُحْجَبَ عَنِ الْجَنَّةِ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 27 b metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü