Kalbi buna kesin olarak inanarak Allah'tan başka ilâh olmadığına şahitlik eden kime rastlarsan onu cennetle müjdele.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 31, Kitap 1, Hadis 54
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) etrafında oturuyorduk; bir grup içinde Ebû Bekir ve Ömer de bizimle beraberdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) aramızdan kalkıp gitti ve bize dönmekte gecikti. Biz yanında yokken yolunun kesilip kendisine bir kötülük yapılmasından korktuk; telaşlanıp kalktık. Telaşlananların ilki ben oldum. Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) aramak için çıktım ve nihayet Ensâr'dan Neccâroğulları'na ait bir bahçeye geldim. Bir kapısını bulabilir miyim diye etrafında dolaştım, fakat bulamadım. Bir de baktım ki dışarıdaki bir kuyudan bahçenin içine giren bir rebî' var –rebî', su arkıdır–. Tilkinin büzüldüğü gibi büzülüp (oradan) Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına girdim.

“Ebû Hüreyre (sen misin)?” buyurdu. “Evet, yâ Resûlallah” dedim. “Ne oldu sana?” buyurdu. Dedim ki: “Aramızdaydın, kalkıp gittin ve bize dönmekte gecikince biz yanında yokken yolunun kesilmesinden korktuk, telaşlandık. Telaşlananların ilki ben oldum. Bu bahçeye geldim, tilkinin büzüldüğü gibi büzülerek (içeri girdim). Şu insanlar da arkamdalar.” Bunun üzerine “Ey Ebû Hüreyre!” dedi ve bana iki nalınını verip şöyle buyurdu: “Bu iki nalınımı götür; bu bahçenin ötesinde, kalbi buna kesin olarak inanarak Allah'tan başka ilâh olmadığına şahitlik eden kime rastlarsan onu cennetle müjdele.”

İlk karşılaştığım kişi Ömer oldu. “Ey Ebû Hüreyre! Bu iki nalın nedir?” dedi. “Bunlar Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) nalınlarıdır. Kalbi buna kesin olarak inanarak Allah'tan başka ilâh olmadığına şahitlik eden kime rastlarsam onu cennetle müjdelemem için beni bunlarla gönderdi” dedim. Ömer elini göğsümün ortasına öyle vurdu ki arka üstü düştüm. “Geri dön, ey Ebû Hüreyre!” dedi. Ben de Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) döndüm; ağlamaklı olmuştum. Ömer de peşimden geldi; bir de baktım ki tam arkamda. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: “Ne oldu sana, ey Ebû Hüreyre?” buyurdu. “Ömer'le karşılaştım, beni gönderdiğin şeyi ona haber verdim; göğsümün ortasına bir vurdu, arka üstü düştüm ve ‘Geri dön!’ dedi” dedim.

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona: “Ey Ömer! Seni yaptığın şeye sevk eden nedir?” buyurdu. Ömer: “Yâ Resûlallah! Anam babam sana feda olsun! Kalbi buna kesin olarak inanarak Allah'tan başka ilâh olmadığına şahitlik eden kime rastlarsa onu cennetle müjdelemesi için Ebû Hüreyre'yi nalınlarınla sen mi gönderdin?” dedi. “Evet” buyurdu. Ömer: “Öyle yapma! Çünkü insanların buna güvenip (amelden) geri durmalarından korkarım. Bırak onları, amel etsinler” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Öyleyse bırak onları” buyurdu.

Sahîh-i Müslim 31, Kitap 1, Hadis 54

Arapça metin
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ كُنَّا قُعُودًا حَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَنَا أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فِي نَفَرٍ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَيْنِ أَظْهُرِنَا فَأَبْطَأَ عَلَيْنَا وَخَشِينَا أَنْ يُقْتَطَعَ دُونَنَا وَفَزِعْنَا فَقُمْنَا فَكُنْتُ أَوَّلَ مَنْ فَزِعَ فَخَرَجْتُ أَبْتَغِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَتَيْتُ حَائِطًا لِلأَنْصَارِ لِبَنِي النَّجَّارِ فَدُرْتُ بِهِ هَلْ أَجِدُ لَهُ بَابًا فَلَمْ أَجِدْ فَإِذَا رَبِيعٌ يَدْخُلُ فِي جَوْفِ حَائِطٍ مِنْ بِئْرٍ خَارِجَةٍ - وَالرَّبِيعُ الْجَدْوَلُ - فَاحْتَفَزْتُ كَمَا يَحْتَفِزُ الثَّعْلَبُ فَدَخَلْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَبُو هُرَيْرَةَ " . فَقُلْتُ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " مَا شَأْنُكَ " . قُلْتُ كُنْتَ بَيْنَ أَظْهُرِنَا فَقُمْتَ فَأَبْطَأْتَ عَلَيْنَا فَخَشِينَا أَنْ تُقْتَطَعَ دُونَنَا فَفَزِعْنَا فَكُنْتُ أَوَّلَ مَنْ فَزِعَ فَأَتَيْتُ هَذَا الْحَائِطَ فَاحْتَفَزْتُ كَمَا يَحْتَفِزُ الثَّعْلَبُ وَهَؤُلاَءِ النَّاسُ وَرَائِي فَقَالَ " يَا أَبَا هُرَيْرَةَ " . وَأَعْطَانِي نَعْلَيْهِ قَالَ " اذْهَبْ بِنَعْلَىَّ هَاتَيْنِ فَمَنْ لَقِيتَ مِنْ وَرَاءِ هَذَا الْحَائِطِ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مُسْتَيْقِنًا بِهَا قَلْبُهُ فَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ " فَكَانَ أَوَّلَ مَنْ لَقِيتُ عُمَرُ فَقَالَ مَا هَاتَانِ النَّعْلاَنِ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ . فَقُلْتُ هَاتَانِ نَعْلاَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَنِي بِهِمَا مَنْ لَقِيتُ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مُسْتَيْقِنًا بِهَا قَلْبُهُ بَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ . فَضَرَبَ عُمَرُ بِيَدِهِ بَيْنَ ثَدْيَىَّ فَخَرَرْتُ لاِسْتِي فَقَالَ ارْجِعْ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ فَرَجَعْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَجْهَشْتُ بُكَاءً وَرَكِبَنِي عُمَرُ فَإِذَا هُوَ عَلَى أَثَرِي فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا لَكَ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ " . قُلْتُ لَقِيتُ عُمَرَ فَأَخْبَرْتُهُ بِالَّذِي بَعَثْتَنِي بِهِ فَضَرَبَ بَيْنَ ثَدْيَىَّ ضَرْبَةً خَرَرْتُ لاِسْتِي قَالَ ارْجِعْ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عُمَرُ مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا فَعَلْتَ " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي أَبَعَثْتَ أَبَا هُرَيْرَةَ بِنَعْلَيْكَ مَنْ لَقِيَ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مُسْتَيْقِنًا بِهَا قَلْبُهُ بَشَّرَهُ بِالْجَنَّةِ . قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ فَلاَ تَفْعَلْ فَإِنِّي أَخْشَى أَنْ يَتَّكِلَ النَّاسُ عَلَيْهَا فَخَلِّهِمْ يَعْمَلُونَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَخَلِّهِمْ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 31 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü