Hanîf olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim; ben müşriklerden değilim.

Kaynak
Sahîh-i Müslim 771a, Kitap 6, Hadis 240
Türkçe meal

Ali b. Ebû Tâlib (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namaza kalktığında şöyle derdi: “Hanîf olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim; ben müşriklerden değilim. Şüphesiz namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı yoktur. Bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım. Allah'ım! Melik sensin, senden başka ilâh yoktur. Sen benim Rabbimsin, ben senin kulunum. Nefsime zulmettim ve günahımı itiraf ettim; günahlarımın hepsini bağışla. Günahları ancak sen bağışlarsın. Beni ahlâkın en güzeline ilet; onun en güzeline ancak sen iletirsin. Ahlâkın kötüsünü benden uzaklaştır; onun kötüsünü benden ancak sen uzaklaştırırsın. Buyur, emrindeyim! Hayrın hepsi senin elindedir; kötülük sana nispet edilmez. Ben seninle ve sana (yönelmişim). Sen mübareksin ve yücesin. Senden bağışlanma diler, sana tövbe ederim.”

Rükû ettiğinde şöyle derdi: “Allah'ım! Senin için rükû ettim, sana iman ettim, sana teslim oldum. Kulağım, gözüm, iliğim, kemiğim ve sinirlerim sana huşû ile boyun eğdi.” (Rükûdan) kalktığında şöyle derdi: “Allah'ım, Rabbimiz! Göklerin dolusu, yerin dolusu, ikisinin arasının dolusu ve bundan sonra dilediğin şeyin dolusu hamd sanadır.” Secde ettiğinde şöyle derdi: “Allah'ım! Senin için secde ettim, sana iman ettim, sana teslim oldum. Yüzüm, onu yaratan, ona şekil veren, kulağını ve gözünü açan(a) secde etti. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!” Sonra teşehhüd ile selâm arasında söylediklerinin sonuncusu şu olurdu: “Allah'ım! Önceden yaptığımı ve sonraya bıraktığımı, gizlediğimi ve açığa vurduğumu, aşırı gittiğimi ve benden daha iyi bildiğin şeyi bağışla. Öne alan da sensin, geri bırakan da sensin. Senden başka ilâh yoktur.”

Sahîh-i Müslim 771a, Kitap 6, Hadis 240

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ الْمَاجِشُونُ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَبْدِ، الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ قَالَ " وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ . أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ ظَلَمْتُ نَفْسِي وَاعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي جَمِيعًا إِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ وَاهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إِلاَّ أَنْتَ وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا لاَ يَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ وَالْخَيْرُ كُلُّهُ فِي يَدَيْكَ وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ " . وَإِذَا رَكَعَ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَمُخِّي وَعَظْمِي وَعَصَبِي " . وَإِذَا رَفَعَ قَالَ " اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ مِلْءَ السَّمَوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا بَيْنَهُمَا وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَىْءٍ بَعْدُ " . وَإِذَا سَجَدَ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي خَلَقَهُ وَصَوَّرَهُ وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ " . ثُمَّ يَكُونُ مِنْ آخِرِ مَا يَقُولُ بَيْنَ التَّشَهُّدِ وَالتَّسْلِيمِ " اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ وَمَا أَسْرَفْتُ وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ " .

Hata bildir

Sahîh-i Müslim 771 a metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü