Bir ukıyyesi ya da onun dengi malı olduğu hâlde isteyen kimse ısrarla istemiş olur.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 2596, Kitap 23, Hadis 162
Sahih
Türkçe meal

Esedoğullarından bir adam şöyle rivayet etti:

Ailemle birlikte Bakîu'l-Garkad'a konakladık. Ailem bana, “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) git de ondan bize yiyecek bir şey iste” dedi. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gittim ve yanında ondan bir şey isteyen bir adam buldum. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona, “Sana verecek bir şey bulamıyorum” diyordu. Adam öfkeli bir hâlde, “Ömrüme yemin ederim ki sen ancak dilediğine veriyorsun” diyerek ondan yüz çevirip gitti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ona verecek bir şey bulamadığım için bana kızıyor. Sizden kim bir ukıyyesi ya da onun dengi bir malı olduğu hâlde isterse ısrarla istemiş olur.” Esedî dedi ki: (Kendi kendime) “Bizim sağmal devemiz bir ukıyyeden daha değerlidir” dedim –ukıyye kırk dirhemdir– ve geri dönüp ondan bir şey istemedim. Bundan sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) arpa ve kuru üzüm geldi; ondan bize de pay ayırdı. Nihayet Allah (azze ve celle) bizi müstağni kıldı.

Sünen-i Nesâî 2596, Kitap 23, Hadis 162

Arapça metin
قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ بَنِي أَسَدٍ قَالَ نَزَلْتُ أَنَا وَأَهْلِي، بِبَقِيعِ الْغَرْقَدِ فَقَالَتْ لِي أَهْلِي اذْهَبْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلْهُ لَنَا شَيْئًا نَأْكُلْهُ . فَذَهَبْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدْتُ عِنْدَهُ رَجُلاً يَسْأَلُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ أَجِدُ مَا أُعْطِيكَ " . فَوَلَّى الرَّجُلُ عَنْهُ وَهُوَ مُغْضَبٌ وَهُوَ يَقُولُ لَعَمْرِي إِنَّكَ لَتُعْطِي مَنْ شِئْتَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهُ لَيَغْضَبُ عَلَىَّ أَنْ لاَ أَجِدَ مَا أُعْطِيهِ مَنْ سَأَلَ مِنْكُمْ وَلَهُ أُوقِيَّةٌ أَوْ عِدْلُهَا فَقَدْ سَأَلَ إِلْحَافًا " . قَالَ الأَسَدِيُّ فَقُلْتُ لَلَقْحَةٌ لَنَا خَيْرٌ مِنْ أُوقِيَّةٍ - وَالأُوقِيَّةُ أَرْبَعُونَ دِرْهَمًا - فَرَجَعْتُ وَلَمْ أَسْأَلْهُ فَقَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ شَعِيرٌ وَزَبِيبٌ فَقَسَّمَ لَنَا مِنْهُ حَتَّى أَغْنَانَا اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 2596 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü