Esedoğullarından bir adam şöyle rivayet etti:
Ailemle birlikte Bakîu'l-Garkad'a konakladık. Ailem bana, “Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) git de ondan bize yiyecek bir şey iste” dedi. Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gittim ve yanında ondan bir şey isteyen bir adam buldum. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ona, “Sana verecek bir şey bulamıyorum” diyordu. Adam öfkeli bir hâlde, “Ömrüme yemin ederim ki sen ancak dilediğine veriyorsun” diyerek ondan yüz çevirip gitti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ona verecek bir şey bulamadığım için bana kızıyor. Sizden kim bir ukıyyesi ya da onun dengi bir malı olduğu hâlde isterse ısrarla istemiş olur.” Esedî dedi ki: (Kendi kendime) “Bizim sağmal devemiz bir ukıyyeden daha değerlidir” dedim –ukıyye kırk dirhemdir– ve geri dönüp ondan bir şey istemedim. Bundan sonra Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) arpa ve kuru üzüm geldi; ondan bize de pay ayırdı. Nihayet Allah (azze ve celle) bizi müstağni kıldı.
Sünen-i Nesâî 2596, Kitap 23, Hadis 162