Yemin edip adamınızın kanına hak kazanır mısınız?

Kaynak
Sünen-i Nesâî 4711, Kitap 45, Hadis 6
Sahih
Türkçe meal

Sehl b. Ebû Hasme ile kavminin büyüklerinden bazı adamlar şöyle rivayet etti:

Abdullah b. Sehl ile Muhayyisa, başlarına gelen bir darlık sebebiyle Hayber'e çıktılar. Muhayyisa'ya birisi gelip Abdullah b. Sehl'in öldürüldüğünü ve bir kuyuya ya da bir pınara atıldığını haber verdi. Bunun üzerine yahudilere gidip: “Allah'a yemin ederim ki onu siz öldürdünüz” dedi. “Allah'a yemin ederiz ki onu biz öldürmedik” dediler. Bunun üzerine dönüp kavminin yanına geldi ve onlara anlattı. Sonra o, kendisinden büyük olan kardeşi Huvayyisa ve Abdurrahmân b. Sehl ile birlikte geldi. Hayber'de bulunmuş olan Muhayyisa konuşmaya başlayınca Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Muhayyisa'ya: “Büyüğü öne geçir, büyüğü öne geçir!” buyurdu; yaşça büyüğü kastediyordu. Huvayyisa konuştu, sonra Muhayyisa konuştu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ya adamınızın diyetini öderler ya da kendilerine savaş ilan edilir” buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda onlara yazı yazdı. Onlar da: “Allah'a yemin ederiz ki onu biz öldürmedik” diye yazdılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Huvayyisa, Muhayyisa ve Abdurrahmân'a: “Yemin edip adamınızın kanına hak kazanır mısınız?” buyurdu. “Hayır” dediler. “O hâlde yahudiler size yemin etsin” buyurdu. “Onlar Müslüman değiller” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onun diyetini kendi yanından ödedi ve onlara yüz dişi deve gönderdi; develer evlerine kadar getirildi. Sehl dedi ki: O develerden kızıl bir dişi deve bana tekme attı.

Sünen-i Nesâî 4711, Kitap 45, Hadis 6

Arapça metin
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي لَيْلَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ وَرِجَالٌ، مِنْ كُبَرَاءِ قَوْمِهِ أَنَّ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ مِنْ جَهْدٍ أَصَابَهُمْ فَأُتِيَ مُحَيِّصَةُ فَأُخْبِرَ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَدْ قُتِلَ وَطُرِحَ فِي فَقِيرٍ أَوْ عَيْنٍ فَأَتَى يَهُودَ وَقَالَ أَنْتُمْ وَاللَّهِ قَتَلْتُمُوهُ قَالُوا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ . فَأَقْبَلَ حَتَّى قَدِمَ عَلَى قَوْمِهِ فَذَكَرَ لَهُمْ ثُمَّ أَقْبَلَ هُوَ وَأَخُوهُ حُوَيِّصَةُ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْهُ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ فَذَهَبَ مُحَيِّصَةُ لِيَتَكَلَّمَ وَهُوَ الَّذِي كَانَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمُحَيِّصَةَ " كَبِّرْ كَبِّرْ " . يُرِيدُ السِّنَّ فَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذَنُوا بِحَرْبٍ " . فَكَتَبَ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِحُوَيِّصَةَ وَمُحَيِّصَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ " أَتَحْلِفُونَ وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ " . قَالُوا لاَ . قَالَ " فَتَحْلِفُ لَكُمْ يَهُودُ " . قَالُوا لَيْسُوا بِمُسْلِمِينَ . فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ بِمِائَةِ نَاقَةٍ حَتَّى أُدْخِلَتْ عَلَيْهِمُ الدَّارَ . قَالَ سَهْلٌ لَقَدْ رَكَضَتْنِي مِنْهَا نَاقَةٌ حَمْرَاءُ .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 4711 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü