Boynumu çekmenden dolayı bana kısas hakkı vermedikçe sana yüklemem.

Kaynak
Sünen-i Nesâî 4776, Kitap 45, Hadis 71
Zayıf
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Mescitte Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte otururduk; o kalkınca biz de kalkardık. Bir gün kalktı, biz de onunla birlikte kalktık. Mescidin ortasına vardığında bir adam ona yetişti ve ridâsını arkasından çekti -ridâsı kaba bir kumaştı- ve boynunu kızarttı. Adam: “Ey Muhammed! Şu iki devemi benim için yükle; çünkü sen ne kendi malından ne de babanın malından yüklüyorsun!” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hayır -Allah'tan mağfiret dilerim-, boynumu çekmenden dolayı bana kısas hakkı vermedikçe sana yüklemem” buyurdu. Bedevî: “Hayır, vallahi sana kısas hakkı vermem” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu üç kez söyledi; (adam da) her seferinde: “Hayır, vallahi sana kısas hakkı vermem” diyordu. Bedevînin sözünü işitince hızla ona doğru yöneldik. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bize dönüp: “Sözümü işiten herkese kesin olarak emrediyorum: Ben izin verinceye kadar yerinden ayrılmasın!” buyurdu. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) topluluktan bir adama: “Ey falan! Onun için bir deveye arpa, bir deveye de hurma yükle” buyurdu. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Dağılın” buyurdu.

Sünen-i Nesâî 4776, Kitap 45, Hadis 71

Arapça metin
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْقَعْنَبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كُنَّا نَقْعُدُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ فَإِذَا قَامَ قُمْنَا فَقَامَ يَوْمًا وَقُمْنَا مَعَهُ حَتَّى لَمَّا بَلَغَ وَسَطَ الْمَسْجِدِ أَدْرَكَهُ رَجُلٌ فَجَبَذَ بِرِدَائِهِ مِنْ وَرَائِهِ - وَكَانَ رِدَاؤُهُ خَشِنًا - فَحَمَّرَ رَقَبَتَهُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ احْمِلْ لِي عَلَى بَعِيرَىَّ هَذَيْنِ فَإِنَّكَ لاَ تَحْمِلُ مِنْ مَالِكَ وَلاَ مِنْ مَالِ أَبِيكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ لاَ أَحْمِلُ لَكَ حَتَّى تُقِيدَنِي مِمَّا جَبَذْتَ بِرَقَبَتِي " . فَقَالَ الأَعْرَابِيُّ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُقِيدُكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ كُلُّ ذَلِكَ يَقُولُ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُقِيدُكَ . فَلَمَّا سَمِعْنَا قَوْلَ الأَعْرَابِيِّ أَقْبَلْنَا إِلَيْهِ سِرَاعًا فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " عَزَمْتُ عَلَى مَنْ سَمِعَ كَلاَمِي أَنْ لاَ يَبْرَحَ مَقَامَهُ حَتَّى آذَنَ لَهُ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ مِنَ الْقَوْمِ " يَا فُلاَنُ احْمِلْ لَهُ عَلَى بَعِيرٍ شَعِيرًا وَعَلَى بَعِيرٍ تَمْرًا " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " انْصَرِفُوا " .

Hata bildir

Sünen-i Nesâî 4776 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü