Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın, zira sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 157, Kitap 2, Hadis 9
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sıcak şiddetlendiğinde namazı serinliğe bırakın; çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Ebû Saîd'den, Ebû Zer'den, İbn Ömer'den, Mugîre'den, Kâsım b. Safvân'dan —babasından—, Ebû Mûsâ'dan, İbn Abbâs'tan ve Enes'ten de rivayet vardır. Bu konuda Ömer'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) de rivayet edilmiştir; ancak sahih değildir.

Ebû Îsâ dedi ki: Ebû Hüreyre'nin hadisi hasen sahihtir. İlim ehlinden bir topluluk, sıcağın şiddetli olduğu zamanlarda öğle namazını geciktirmeyi tercih etmiştir; İbnü'l-Mübârek, Ahmed ve İshâk'ın görüşü budur. Şâfiî dedi ki: Öğle namazını serinliğe bırakmak, ancak cemaati uzak yerlerden gelen bir mescit söz konusu olduğunda geçerlidir. Tek başına namaz kılan ve kendi kavminin mescidinde namaz kılan kimse için ise sıcağın şiddetli olduğu zamanda namazı geciktirmemesini tercih ederim.

Ebû Îsâ dedi ki: Sıcağın şiddetli olduğu zamanda öğleyi geciktirme görüşüne gidenlerin görüşü daha uygun ve (sünnete) uymaya daha yakındır. Şâfiî'nin, ruhsatın uzaktan gelenler ve insanlara meşakkat olduğu durumlar için olduğu görüşüne gelince, Ebû Zer'in hadisinde Şâfiî'nin dediğinin aksini gösteren bir delil vardır. Ebû Zer şöyle dedi: Bir yolculukta Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraberdik. Bilâl öğle namazı için ezan okudu. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ey Bilâl! Serinlet, sonra (yine) serinlet” buyurdu. Eğer durum Şâfiî'nin dediği gibi olsaydı, o vakitte serinliği beklemenin bir anlamı olmazdı; çünkü yolculukta bir arada idiler ve uzaktan gelmeye ihtiyaçları yoktu.

Câmiu't-Tirmizî 157, Kitap 2, Hadis 9

Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا اشْتَدَّ الْحَرُّ فَأَبْرِدُوا عَنِ الصَّلاَةِ فَإِنَّ شِدَّةَ الْحَرِّ مِنْ فَيْحِ جَهَنَّمَ " . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ وَأَبِي ذَرٍّ وَابْنِ عُمَرَ وَالْمُغِيرَةِ وَالْقَاسِمِ بْنِ صَفْوَانَ عَنْ أَبِيهِ وَأَبِي مُوسَى وَابْنِ عَبَّاسٍ وَأَنَسٍ . قَالَ وَرُوِيَ عَنْ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا وَلاَ يَصِحُّ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدِ اخْتَارَ قَوْمٌ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ تَأْخِيرَ صَلاَةِ الظُّهْرِ فِي شِدَّةِ الْحَرِّ وَهُوَ قَوْلُ ابْنِ الْمُبَارَكِ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ . قَالَ الشَّافِعِيُّ إِنَّمَا الإِبْرَادُ بِصَلاَةِ الظُّهْرِ إِذَا كَانَ مَسْجِدًا يَنْتَابُ أَهْلُهُ مِنَ الْبُعْدِ فَأَمَّا الْمُصَلِّي وَحْدَهُ وَالَّذِي يُصَلِّي فِي مَسْجِدِ قَوْمِهِ فَالَّذِي أُحِبُّ لَهُ أَنْ لاَ يُؤَخِّرَ الصَّلاَةَ فِي شِدَّةِ الْحَرِّ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَمَعْنَى مَنْ ذَهَبَ إِلَى تَأْخِيرِ الظُّهْرِ فِي شِدَّةِ الْحَرِّ هُوَ أَوْلَى وَأَشْبَهُ بِالاِتِّبَاعِ وَأَمَّا مَا ذَهَبَ إِلَيْهِ الشَّافِعِيُّ أَنَّ الرُّخْصَةَ لِمَنْ يَنْتَابُ مِنَ الْبُعْدِ وَالْمَشَقَّةِ عَلَى النَّاسِ فَإِنَّ فِي حَدِيثِ أَبِي ذَرٍّ مَا يَدُلُّ عَلَى خِلاَفِ مَا قَالَ الشَّافِعِيُّ . قَالَ أَبُو ذَرٍّ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَأَذَّنَ بِلاَلٌ بِصَلاَةِ الظُّهْرِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا بِلاَلُ أَبْرِدْ ثُمَّ أَبْرِدْ " . فَلَوْ كَانَ الأَمْرُ عَلَى مَا ذَهَبَ إِلَيْهِ الشَّافِعِيُّ لَمْ يَكُنْ لِلإِبْرَادِ فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ مَعْنًى لاِجْتِمَاعِهِمْ فِي السَّفَرِ وَكَانُوا لاَ يَحْتَاجُونَ أَنْ يَنْتَابُوا مِنَ الْبُعْدِ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 157 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü