Dünya ancak dört kişi içindir: Mal ve ilim verilen, yalnız ilim verilen, yalnız mal verilen ve hiçbiri verilmeyen kul.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2325, Kitap 36, Hadis 22
Sahih
Türkçe meal

Ebû Kebşe el-Enmârî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işittim: “Üç şey vardır ki onlar üzerine yemin ederim; size bir de söz söyleyeceğim, onu iyi belleyin.” Şöyle buyurdu: “Sadaka vermekle kulun malı eksilmez. Bir kul bir zulme uğrar da ona sabrederse, Allah mutlaka onun izzetini artırır. Bir kul dilenme kapısı açarsa, Allah mutlaka ona fakirlik kapısı açar” —ya da buna benzer bir söz söyledi—. “Size bir söz söyleyeceğim, onu iyi belleyin.” Şöyle buyurdu: “Dünya ancak dört kişi içindir: Allah'ın kendisine mal ve ilim verdiği kul; bu malda Rabbinden korkar, onunla akrabalık bağını gözetir ve onda Allah'ın bir hakkı olduğunu bilir. İşte bu, derecelerin en üstünündedir. Allah'ın kendisine ilim verip mal vermediği kul; niyeti sadıktır, ‘Benim de malım olsaydı falancanın yaptığı gibi yapardım’ der. O, niyetiyle (karşılık görür); ikisinin ecri eşittir. Allah'ın kendisine mal verip ilim vermediği kul; malını bilgisizce gelişigüzel harcar, onda Rabbinden korkmaz, onunla akrabalık bağını gözetmez ve onda Allah'ın bir hakkı olduğunu bilmez. İşte bu, derecelerin en kötüsündedir. Allah'ın kendisine ne mal ne de ilim verdiği kul; ‘Benim de malım olsaydı onda falancanın yaptığı gibi yapardım’ der. O, niyetiyle (karşılık görür); ikisinin günahı eşittir.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 2325, Kitap 36, Hadis 22

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عُبَادَةُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ خَبَّابٍ، عَنْ سَعِيدٍ الطَّائِيِّ أَبِي الْبَخْتَرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو كَبْشَةَ الأَنْمَارِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " ثَلاَثَةٌ أُقْسِمُ عَلَيْهِنَّ وَأُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا فَاحْفَظُوهُ " . قَالَ " مَا نَقَصَ مَالُ عَبْدٍ مِنْ صَدَقَةٍ وَلاَ ظُلِمَ عَبْدٌ مَظْلِمَةً فَصَبَرَ عَلَيْهَا إِلاَّ زَادَهُ اللَّهُ عِزًّا وَلاَ فَتَحَ عَبْدٌ بَابَ مَسْأَلَةٍ إِلاَّ فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ بَابَ فَقْرٍ أَوْ كَلِمَةً نَحْوَهَا وَأُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا فَاحْفَظُوهُ قَالَ " إِنَّمَا الدُّنْيَا لأَرْبَعَةِ نَفَرٍ عَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالاً وَعِلْمًا فَهُوَ يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَيَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَيَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَفْضَلِ الْمَنَازِلِ وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ عِلْمًا وَلَمْ يَرْزُقْهُ مَالاً فَهُوَ صَادِقُ النِّيَّةِ يَقُولُ لَوْ أَنَّ لِي مَالاً لَعَمِلْتُ بِعَمَلِ فُلاَنٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَأَجْرُهُمَا سَوَاءٌ وَعَبْدٍ رَزَقَهُ اللَّهُ مَالاً وَلَمْ يَرْزُقْهُ عِلْمًا فَهُوَ يَخْبِطُ فِي مَالِهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ لاَ يَتَّقِي فِيهِ رَبَّهُ وَلاَ يَصِلُ فِيهِ رَحِمَهُ وَلاَ يَعْلَمُ لِلَّهِ فِيهِ حَقًّا فَهَذَا بِأَخْبَثِ الْمَنَازِلِ وَعَبْدٍ لَمْ يَرْزُقْهُ اللَّهُ مَالاً وَلاَ عِلْمًا فَهُوَ يَقُولُ لَوْ أَنَّ لِي مَالاً لَعَمِلْتُ فِيهِ بِعَمَلِ فُلاَنٍ فَهُوَ بِنِيَّتِهِ فَوِزْرُهُمَا سَوَاءٌ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2325 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü