Nefsinin, Rabbinin, misafirinin ve ailenin senin üzerinde hakkı vardır; her hak sahibine hakkını ver.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 2413, Kitap 36, Hadis 111
Sahih
Türkçe meal

Ebû Cühayfe (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Selmân ile Ebü'd-Derdâ arasında kardeşlik kurdu. Selmân, Ebü'd-Derdâ'yı ziyarete gitti ve Ümmü'd-Derdâ'yı eski, gündelik elbiseler içinde gördü. “Bu ne hâl, neden böyle bakımsızsın?” dedi. (Ümmü'd-Derdâ) “Kardeşin Ebü'd-Derdâ'nın dünyada bir ihtiyacı yok” dedi. Ebü'd-Derdâ gelince (Selmân'a) yemek ikram etti ve “Sen ye, ben oruçluyum” dedi. (Selmân) “Sen yemedikçe ben yemem” dedi. Bunun üzerine (Ebü'd-Derdâ) yedi. Gece olunca Ebü'd-Derdâ (namaza) kalkmaya davrandı; Selmân ona “Uyu” dedi, o da uyudu. Sonra yine kalkmaya davrandı; (Selmân) ona “Uyu” dedi, o da uyudu. Sabaha doğru Selmân ona “Şimdi kalk” dedi. İkisi kalkıp namaz kıldılar. (Selmân) şöyle dedi: “Nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır, misafirinin senin üzerinde hakkı vardır, ailenin de senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver.” Sonra ikisi Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip bunu anlattılar. (Peygamber) ona: “Selmân doğru söylemiş” buyurdu.

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis sahihtir. Ebü'l-Umeys'in adı Utbe b. Abdullah'tır; o, Abdurrahmân b. Abdullah el-Mes'ûdî'nin kardeşidir.

Câmiu't-Tirmizî 2413, Kitap 36, Hadis 111

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْعُمَيْسِ، عَنْ عَوْنِ بْنِ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ آخَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ سَلْمَانَ وَبَيْنَ أَبِي الدَّرْدَاءِ فَزَارَ سَلْمَانُ أَبَا الدَّرْدَاءِ فَرَأَى أُمَّ الدَّرْدَاءِ مُتَبَذِّلَةً فَقَالَ مَا شَأْنُكِ مُتَبَذِّلَةً قَالَتْ إِنَّ أَخَاكَ أَبَا الدَّرْدَاءِ لَيْسَ لَهُ حَاجَةٌ فِي الدُّنْيَا . قَالَ فَلَمَّا جَاءَ أَبُو الدَّرْدَاءِ قَرَّبَ إِلَيْهِ طَعَامًا فَقَالَ كُلْ فَإِنِّي صَائِمٌ . قَالَ مَا أَنَا بِآكِلٍ حَتَّى تَأْكُلَ . قَالَ فَأَكَلَ فَلَمَّا كَانَ اللَّيْلُ ذَهَبَ أَبُو الدَّرْدَاءِ لِيَقُومَ فَقَالَ لَهُ سَلْمَانُ نَمْ . فَنَامَ ثُمَّ ذَهَبَ يَقُومُ فَقَالَ لَهُ نَمْ . فَنَامَ فَلَمَّا كَانَ عِنْدَ الصُّبْحِ قَالَ لَهُ سَلْمَانُ قُمِ الآنَ فَقَامَا فَصَلَّيَا فَقَالَ إِنَّ لِنَفْسِكَ عَلَيْكَ حَقًّا وَلِرَبِّكَ عَلَيْكَ حَقًّا وَلِضَيْفِكَ عَلَيْكَ حَقًّا وَإِنَّ لأَهْلِكَ عَلَيْكَ حَقًّا فَأَعْطِ كُلَّ ذِي حَقٍّ حَقَّهُ . فَأَتَيَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَا ذَلِكَ فَقَالَ لَهُ " صَدَقَ سَلْمَانُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ صَحِيحٌ . وَأَبُو الْعُمَيْسِ اسْمُهُ عُتْبَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ وَهُوَ أَخُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمَسْعُودِيِّ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 2413 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü