Âdem inkâr etti, zürriyeti de inkâr etti; Âdem unuttu, zürriyeti de unuttu.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3076, Kitap 47, Hadis 128
Hasen
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah Âdem'i yarattığında onun sırtını sıvazladı; kıyamet gününe kadar onun zürriyetinden yaratacağı her can onun sırtından döküldü. Onlardan her insanın iki gözü arasına nurdan bir parıltı koydu. Sonra onları Âdem'e gösterdi. Âdem: ‘Ey Rabbim! Bunlar kim?’ dedi. (Allah): ‘Bunlar senin zürriyetindir’ buyurdu. Âdem onlardan bir adam gördü; iki gözü arasındaki parıltı hoşuna gitti ve: ‘Ey Rabbim! Bu kim?’ dedi. (Allah): ‘Bu, zürriyetinden son ümmetlerden bir adamdır; ona Dâvûd denir’ buyurdu. Âdem: ‘Rabbim! Onun ömrünü ne kadar kıldın?’ dedi. (Allah): ‘Altmış yıl’ buyurdu. Âdem: ‘Ey Rabbim! Benim ömrümden ona kırk yıl ekle’ dedi. Âdem'in ömrü sona erince ölüm meleği ona geldi. Âdem: ‘Ömrümden kırk yıl kalmadı mı?’ dedi. (Melek): ‘Onu oğlun Dâvûd'a vermedin mi?’ dedi. Âdem inkâr etti, zürriyeti de inkâr etti; Âdem unuttu, zürriyeti de unuttu; Âdem hata etti, zürriyeti de hata etti.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) birçok yoldan rivayet edilmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 3076, Kitap 47, Hadis 128

Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَمَّا خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ مَسَحَ ظَهْرَهُ فَسَقَطَ مِنْ ظَهْرِهِ كُلُّ نَسَمَةٍ هُوَ خَالِقُهَا مِنْ ذُرِّيَّتِهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَجَعَلَ بَيْنَ عَيْنَىْ كُلِّ إِنْسَانٍ مِنْهُمْ وَبِيصًا مِنْ نُورٍ ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى آدَمَ فَقَالَ أَىْ رَبِّ مَنْ هَؤُلاَءِ قَالَ هَؤُلاَءِ ذُرِّيَّتُكَ فَرَأَى رَجُلاً مِنْهُمْ فَأَعْجَبَهُ وَبِيصُ مَا بَيْنَ عَيْنَيْهِ فَقَالَ أَىْ رَبِّ مَنْ هَذَا فَقَالَ هَذَا رَجُلٌ مِنْ آخِرِ الأُمَمِ مِنْ ذُرِّيَّتِكَ يُقَالُ لَهُ دَاوُدُ . فَقَالَ رَبِّ كَمْ جَعَلْتَ عُمْرَهُ قَالَ سِتِّينَ سَنَةً قَالَ أَىْ رَبِّ زِدْهُ مِنْ عُمْرِي أَرْبَعِينَ سَنَةً . فَلَمَّا انْقَضَى عُمْرُ آدَمَ جَاءَهُ مَلَكُ الْمَوْتِ فَقَالَ أَوَلَمْ يَبْقَ مِنْ عُمْرِي أَرْبَعُونَ سَنَةً قَالَ أَوَلَمْ تُعْطِهَا ابْنَكَ دَاوُدَ قَالَ فَجَحَدَ آدَمُ فَجَحَدَتْ ذُرِّيَّتُهُ وَنَسِيَ آدَمُ فَنَسِيَتْ ذُرِّيَّتُهُ وَخَطِئَ آدَمُ فَخَطِئَتْ ذُرِّيَّتُهُ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3076 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü