Ye'cûc ve Me'cûc seddi her gün kazarlar; "inşallah" dedikleri gün onu delip insanların üzerine çıkarlar.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3153, Kitap 47, Hadis 205
Sahih
Türkçe meal

Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sed hakkında şöyle buyurdu: “(Ye'cûc ve Me'cûc) onu her gün kazarlar. Nihayet onu delmeye yaklaştıklarında başlarındaki kişi: ‘Dönün, yarın onu delersiniz’ der. Allah da onu eskisinden daha sağlam hâle getirir. Nihayet süreleri dolup Allah onları insanların üzerine salmak istediğinde başlarındaki kişi: ‘Dönün, inşallah yarın onu delersiniz’ der ve (böylece) istisna eder (inşallah der).” Buyurdu ki: “Dönerler ve onu bıraktıkları hâlde bulurlar; onu delip insanların üzerine çıkarlar. Suları çekip içerler; insanlar onlardan kaçar. Oklarını göğe atarlar; (oklar) kana bulanmış olarak geri döner. Katılık ve büyüklenme ile: ‘Yerdekileri kahrettik, göktekilere de üstün geldik’ derler. Bunun üzerine Allah enselerine nağaf (bir tür kurt) gönderir de helak olurlar.” Buyurdu ki: “Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki yeryüzünün hayvanları onların etlerinden semirir, şımarır ve iyice dolgunlaşır.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen garîbdir. Onu bu şekilde ancak bu yoldan biliyoruz.

Câmiu't-Tirmizî 3153, Kitap 47, Hadis 205

Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَغَيْرُ، وَاحِدٍ، - الْمَعْنَى وَاحِدٌ وَاللَّفْظُ لاِبْنِ بَشَّارٍ قَالُوا حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَبِي رَافِعٍ عَنْ حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي السَّدِّ قَالَ " يَحْفِرُونَهُ كُلَّ يَوْمٍ حَتَّى إِذَا كَادُوا يَخْرِقُونَهُ قَالَ الَّذِي عَلَيْهِمُ ارْجِعُوا فَسَتَخْرِقُونَهُ غَدًا فَيُعِيدُهُ اللَّهُ كَأَمْثَلِ مَا كَانَ حَتَّى إِذَا بَلَغَ مُدَّتَهُمْ وَأَرَادَ اللَّهُ أَنْ يَبْعَثَهُمْ عَلَى النَّاسِ قَالَ الَّذِي عَلَيْهِمُ ارْجِعُوا فَسَتَخْرِقُونَهُ غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ وَاسْتَثْنَى . قَالَ فَيَرْجِعُونَ فَيَجِدُونَهُ كَهَيْئَتِهِ حِينَ تَرَكُوهُ فَيَخْرِقُونَهُ فَيَخْرُجُونَ عَلَى النَّاسِ فَيَسْتَقُونَ الْمِيَاهَ وَيَفِرُّ النَّاسُ مِنْهُمْ فَيَرْمُونَ بِسِهَامِهِمْ فِي السَّمَاءِ فَتَرْجِعُ مُخَضَّبَةً بِالدِّمَاءِ فَيَقُولُونَ قَهَرْنَا مَنْ فِي الأَرْضِ وَعَلَوْنَا مَنْ فِي السَّمَاءِ قَسْوَةً وَعُلُوًّا . فَيَبْعَثُ اللَّهُ عَلَيْهِمْ نَغَفًا فِي أَقْفَائِهِمْ فَيَهْلِكُونَ قَالَ فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ إِنَّ دَوَابَّ الأَرْضِ تَسْمَنُ وَتَبْطَرُ وَتَشْكَرُ شَكْرًا مِنْ لُحُومِهِمْ " . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ إِنَّمَا نَعْرِفُهُ مِنْ هَذَا الْوَجْهِ مِثْلَ هَذَا .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3153 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü