Ben sizin cennet ehlinin dörtte biri, üçte biri, hatta yarısı olmanızı umarım.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3168, Kitap 47, Hadis 220
Zayıf
Türkçe meal

İmrân b. Husayn (radıyallahu anh) şöyle rivayet etti:

Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Şüphesiz kıyamet saatinin sarsıntısı çok büyük bir şeydir” âyetinden “Fakat Allah'ın azabı çetindir” (Hac 22/1-2) sözüne kadar (olan âyetler) indiğinde —(İmrân) dedi ki: Bu (âyetler) ona bir yolculuktayken indirildi— şöyle buyurdu: “O günün hangi gün olduğunu biliyor musunuz?” “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Buyurdu ki: “O, Allah'ın Âdem'e ‘Cehennem payını (cehenneme gönderilecekleri) ayır’ diyeceği gündür. (Âdem) ‘Ey Rabbim! Cehennem payı nedir?’ diyecek. (Allah) ‘Dokuz yüz doksan dokuzu cehenneme, biri cennete’ buyuracak.” (İmrân) dedi ki: Bunun üzerine Müslümanlar ağlamaya başladılar. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Orta yolu tutun ve doğru olun. Çünkü hiçbir peygamberlik yoktur ki öncesinde bir cahiliye bulunmasın. Sayı (önce) cahiliyeden alınır; tamamlanırsa (ne âlâ), yoksa münafıklardan tamamlanır. Sizin diğer ümmetlere göre misaliniz, ancak hayvanın ön ayağındaki bir benek ya da devenin böğründeki bir ben gibidir.” Sonra şöyle buyurdu: “Ben sizin cennet ehlinin dörtte biri olmanızı umarım.” (Müslümanlar) tekbir getirdiler. Sonra “Ben sizin cennet ehlinin üçte biri olmanızı umarım” buyurdu. Tekbir getirdiler. Sonra “Ben sizin cennet ehlinin yarısı olmanızı umarım” buyurdu. Tekbir getirdiler. (Ravi) dedi ki: “Üçte iki dedi mi demedi mi, bilmiyorum.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen sahihtir. Bu hadis İmrân b. Husayn'dan, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) birçok yoldan rivayet edilmiştir.

Câmiu't-Tirmizî 3168, Kitap 47, Hadis 220

Arapça metin
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُدْعَانَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمَّا نَزَلَتْ : ( يا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ إِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظِيمٌ ) إِلَى قَوْلِهِ : (ولَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ ) قَالَ أُنْزِلَتْ عَلَيْهِ هَذِهِ وَهُوَ فِي سَفَرٍ فَقَالَ " أَتَدْرُونَ أَىُّ يَوْمٍ ذَلِكَ " . فَقَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ " ذَلِكَ يَوْمَ يَقُولُ اللَّهُ لآدَمَ ابْعَثْ بَعْثَ النَّارِ فَقَالَ يَا رَبِّ وَمَا بَعْثُ النَّارِ قَالَ تِسْعُمِائَةٍ وَتِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ إِلَى النَّارِ وَوَاحِدٌ إِلَى الْجَنَّةِ " . قَالَ فَأَنْشَأَ الْمُسْلِمُونَ يَبْكُونَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَارِبُوا وَسَدِّدُوا فَإِنَّهَا لَمْ تَكُنْ نُبُوَّةٌ قَطُّ إِلاَّ كَانَ بَيْنَ يَدَيْهَا جَاهِلِيَّةٌ قَالَ فَيُؤْخَذُ الْعَدَدُ مِنَ الْجَاهِلِيَّةِ فَإِنْ تَمَّتْ وَإِلاَّ كَمُلَتْ مِنَ الْمُنَافِقِينَ وَمَا مَثَلُكُمْ وَالأُمَمِ إِلاَّ كَمَثَلِ الرَّقْمَةِ فِي ذِرَاعِ الدَّابَّةِ أَوْ كَالشَّامَةِ فِي جَنْبِ الْبَعِيرِ ثُمَّ قَالَ إِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونُوا رُبُعَ أَهْلِ الْجَنَّةِ " . فَكَبَّرُوا ثُمَّ قَالَ " إِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونُوا ثُلُثَ أَهْلِ الْجَنَّةِ " . فَكَبَّرُوا ثُمَّ قَالَ " إِنِّي لأَرْجُو أَنْ تَكُونُوا نِصْفَ أَهْلِ الْجَنَّةِ " . فَكَبَّرُوا قَالَ وَلاَ أَدْرِي قَالَ الثُّلُثَيْنِ أَمْ لاَ . قَالَ هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ وَقَدْ رُوِيَ مِنْ غَيْرِ وَجْهٍ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3168 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü