Lanetleşen karı kocanın arası ayrılır; bunu ilk soran adam hakkında lian âyetleri indi.

Kaynak
Câmiu't-Tirmizî 3178, Kitap 47, Hadis 230
Sahih
Türkçe meal

Saîd b. Cübeyr şöyle rivayet etti:

Mus'ab b. Zübeyr'in valiliği döneminde bana birbiriyle lanetleşen (karı koca) hakkında “Aralarında ayrılık yapılır mı?” diye soruldu. Ne diyeceğimi bilemedim. Yerimden kalkıp Abdullah b. Ömer'in evine gittim ve yanına girmek için izin istedim. Bana “O öğle uykusunda” denildi. (Ama) sözümü işitti ve bana “İbn Cübeyr (misin)? Gir! Seni buraya ancak bir ihtiyaç getirmiştir” dedi. İçeri girdim; bir de baktım ki devesinin semer altlığını yere sermiş (üzerinde yatıyor). “Ey Ebû Abdurrahmân! Birbiriyle lanetleşenlerin arası ayrılır mı?” dedim. “Sübhânallah! Evet. Bunu ilk soran falan oğlu falandır. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip ‘Ey Allah'ın Resûlü! Bize ne dersin, birimiz karısını bir hayasızlık üzerinde görse ne yapar? Konuşsa büyük bir şey söylemiş olur, sussa büyük bir şey karşısında susmuş olur’ dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) sustu ve ona cevap vermedi. Bundan sonra (adam) Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip ‘Sana sorduğum şeyle ben (bizzat) imtihan olundum’ dedi. Bunun üzerine Allah Nûr sûresindeki şu âyetleri indirdi: ‘Eşlerine (zina) iftirası atıp da kendilerinden başka şahitleri olmayanlar...’ (Nûr 24/6) (ve) âyetleri sonuna kadar (indirdi). (Peygamber) adamı çağırdı, âyetleri ona okudu, ona öğüt verdi, (Allah'ı) hatırlattı ve dünya azabının âhiret azabından daha hafif olduğunu bildirdi. (Adam) ‘Hayır, seni hak ile gönderene yemin olsun ki ona iftira etmedim’ dedi. Sonra (Peygamber) ikinci olarak kadına yöneldi; ona öğüt verdi, hatırlattı ve dünya azabının âhiret azabından daha hafif olduğunu bildirdi. (Kadın) ‘Hayır, seni hak ile gönderene yemin olsun ki o doğru söylemedi’ dedi. (Peygamber) erkekle başladı; (adam) kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair Allah adına dört kere şahitlik etti, beşincisinde de eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendi üzerine olmasını (diledi). Sonra ikinci olarak kadına yöneldi; (kadın) onun yalancılardan olduğuna dair Allah adına dört kere şahitlik etti, beşincisinde de eğer o doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını (diledi). Sonra (Peygamber) aralarını ayırdı.”

Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu babda Sehl b. Sa'd'dan da rivayet vardır. Bu hadis hasen sahihtir.

Câmiu't-Tirmizî 3178, Kitap 47, Hadis 230

Arapça metin
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سُئِلْتُ عَنِ الْمُتَلاَعِنَيْنِ، فِي إِمَارَةِ مُصْعَبِ بْنِ الزُّبَيْرِ أَيُفَرَّقُ بَيْنَهُمَا فَمَا دَرَيْتُ مَا أَقُولُ فَقُمْتُ مِنْ مَكَانِي إِلَى مَنْزِلِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ فَاسْتَأْذَنْتُ عَلَيْهِ فَقِيلَ لِي إِنَّهُ قَائِلٌ فَسَمِعَ كَلاَمِي فَقَالَ لِي ابْنَ جُبَيْرٍ ادْخُلْ مَا جَاءَ بِكَ إِلاَّ حَاجَةٌ قَالَ فَدَخَلْتُ فَإِذَا هُوَ مُفْتَرِشٌ بَرْدَعَةَ رَحْلٍ لَهُ فَقُلْتُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُتَلاَعِنَانِ أَيُفَرَّقُ بَيْنَهُمَا فَقَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ نَعَمْ إِنَّ أَوَّلَ مَنْ سَأَلَ عَنْ ذَلِكَ فُلاَنُ بْنُ فُلاَنٍ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ أَحَدَنَا رَأَى امْرَأَتَهُ عَلَى فَاحِشَةٍ كَيْفَ يَصْنَعُ إِنْ تَكَلَّمَ تَكَلَّمَ بِأَمْرٍ عَظِيمٍ وَإِنْ سَكَتَ سَكَتَ عَلَى أَمْرٍ عَظِيمٍ قَالَ فَسَكَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُجِبْهُ فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ الَّذِي سَأَلْتُكَ عَنْهُ قَدِ ابْتُلِيتُ بِهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ هَذِهِ الآيَاتِ فِي سُورَةِ النُّورِ : (والَّذِينَ يَرْمُونَ أَزْوَاجَهُمْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ شُهَدَاءُ إِلاَّ أَنْفُسُهُمْ ) حَتَّى خَتَمَ الآيَاتِ قَالَ فَدَعَا الرَّجُلَ فَتَلاَهُنَّ عَلَيْهِ وَوَعَظَهُ وَذَكَّرَهُ وَأَخْبَرَهُ أَنَّ عَذَابَ الدُّنْيَا أَهْوَنُ مِنْ عَذَابِ الآخِرَةِ فَقَالَ لاَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا كَذَبْتُ عَلَيْهَا . ثُمَّ ثَنَّى بِالْمَرْأَةِ وَوَعَظَهَا وَذَكَّرَهَا وَأَخْبَرَهَا أَنَّ عَذَابَ الدُّنْيَا أَهْوَنُ مِنْ عَذَابِ الآخِرَةِ فَقَالَتْ لاَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا صَدَقَ . فَبَدَأَ بِالرَّجُلِ فَشَهِدَ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الصَّادِقِينَ وَالْخَامِسَةَ أَنَّ لَعْنَةَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِنْ كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ ثُمَّ ثَنَّى بِالْمَرْأَةِ فَشَهِدَتْ أَرْبَعَ شَهَادَاتٍ بِاللَّهِ إِنَّهُ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ وَالْخَامِسَةَ أَنَّ غَضَبَ اللَّهِ عَلَيْهَا إِنْ كَانَ مِنَ الصَّادِقِينَ ثُمَّ فَرَّقَ بَيْنَهُمَا . وَفِي الْبَابِ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ وَهَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .

Hata bildir

Câmiu't-Tirmizî 3178 metninde gördüğünüz hatayı bildirin. Bildiriminiz incelendikten sonra düzeltilir.

Hata türü