Abdullah b. Abbâs (radıyallahu anhümâ) şöyle rivayet etti:
Hilâl b. Ümeyye, Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında karısını Şerîk b. Sahmâ ile (zina etmekle) itham etti. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ya delil (getirirsin) ya da sırtına had (vurulur)!” Hilâl: “Ey Allah'ın Resûlü! Birimiz karısının üzerinde bir adam görürse (gidip) delil mi arayacak?” dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Ya delil ya da sırtına had!” demeye devam etti. Hilâl şöyle dedi: “Seni hak ile gönderene yemin olsun ki ben doğru söylüyorum. Benim durumum hakkında sırtımı hadden kurtaracak (bir hüküm) mutlaka inecektir.” Bunun üzerine “Eşlerine (zina) iftirası atıp da kendilerinden başka şahitleri olmayanlar...” (âyeti) indi; (Peygamber) “Beşincisinde de, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını (diler)” (Nûr 24/6-9) (âyetine) ulaşıncaya kadar okudu. (İbn Abbâs) dedi ki: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) (oradan) ayrıldı ve ikisine haber gönderdi; geldiler. Hilâl b. Ümeyye kalkıp şahitlik etti. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de şöyle diyordu: “Allah ikinizden birinin yalancı olduğunu biliyor. İçinizden tövbe eden var mı?” Sonra (kadın) kalkıp şahitlik etti. Beşinciye, yani “Eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabı kendi üzerine olsun” (sözüne) gelince ona “Bu, (azabı) gerektiricidir” dediler. İbn Abbâs dedi ki: Kadın duraksadı ve geri çekildi; öyle ki (sözünden) döneceğini sandık. Sonra “Kavmimi bütün günler boyunca rezil etmem” dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ona dikkat edin! Eğer çocuğu gözleri sürmeli gibi kara, kalçaları iri, baldırları dolgun olarak doğurursa o, Şerîk b. Sahmâ'nındır.” Kadın çocuğu öyle doğurdu. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Eğer Allah'ın (azze ve celle) kitabında geçen (hüküm) olmasaydı, benim onunla (başka) bir işim olurdu.”
Ebû Îsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis Hişâm b. Hassân'ın rivayeti olarak bu yoldan hasen garîbdir. Abbâd b. Mansûr da bu hadisi İkrime'den, o İbn Abbâs'tan, o da Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) bu şekilde rivayet etmiştir. Eyyûb ise bunu İkrime'den mürsel olarak rivayet etmiş, “İbn Abbâs'tan” ibaresini zikretmemiştir.
Câmiu't-Tirmizî 3179, Kitap 47, Hadis 231